Turizmin artık sadece “sürdürülebilir” olması yetmiyor. Gezdiğimiz, tükettiğimiz, deneyimlediğimiz her alan, yalnızca korunmayı değil aynı zamanda iyileştirilmeyi de bekliyor. Bu noktada karşımıza çıkan yeni ama bir o kadar da karmaşık bir kavram: Yenileyici Turizm (Regenerative Tourism).
Peki nedir bu yenileyici turizm?
Yenileyici turizm, turizmin neden olduğu tahribatı azaltmak yerine, gittiği yeri iyileştirmeyi, doğayla ve topluluklarla karşılıklı faydaya dayalı ilişkiler kurmayı hedefliyor. Bu anlayış, sadece ziyaret edilen alanların fiziksel çevresine değil, sosyal dokusuna, yerel halkın refahına ve hatta kültürel değerlerine kadar her boyutta bir “onarma” süreci öngörüyor.
Loretta Bellato ve Anna Pollock’un Tourism Geographies dergisinde yayımlanan son inceleme yazısı (2025), yenileyici turizmi sadece bir tanımın ötesinde, bir paradigma değişimi olarak ele alıyor. Araştırmaya göre, kavram turizm literatüründe yeni yeni yer bulsa da; uygulamada son 20 yıldır çeşitli biçimlerde karşımıza çıkıyor. Ancak hâlâ “bulunduğun yeri eskisinden daha iyi bırak” gibi yüzeysel ve eksik anlayışlarla sınırlandırılıyor.
Eleştirel bakış neden önemli?
Bellato ve Pollock’un analizine göre, turizmin ekonomik büyüme merkezli bakış açısı, yenileyici paradigmanın önünü kesiyor. Hâlbuki bu anlayışın özü, turizmin merkezde değil, doğanın ve toplulukların merkezde olduğu bir ilişki biçimi yaratmak. Yerel bilgi sistemleri, yerli halkın dünyayı algılayış biçimleri ve doğayla kurulan derin bağlar, yenileyici yaklaşımın temel taşları arasında.
Yenileyici turizmi geleceğe nasıl taşıyacağız?
Yazıya göre umut verici gelişmeler de yok değil. Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Dünya Ekonomik Forumu’nun “küresel çoklu kriz” (polycrisis) tanımı, sistemsel bir dönüşüm ihtiyacını açıkça ortaya koyuyor. Bu dönüşümde turizm coğrafyacıları, araştırmacılar ve yerel topluluklar, birlikte çalışarak bu kavramın içini doldurmalı.
Ayrıca Bellato’nun vurguladığı gibi; yer temelli (place-based), çok aktörlü (multi-stakeholder) işbirlikleri ve disiplinlerarası çalışmalar, bu sürecin ayrılmaz parçası. Özellikle yerli bilgisine dayalı modellerin turizme entegre edilmesi, kavramın Batı merkezli dar tanımların ötesine geçmesini sağlayabilir.
Sonuç olarak…
Yenileyici turizm, sadece bir destinasyon pazarlama trendi değil; ekolojik dünya görüşünü benimseyen, topluluklara saygılı, uzun soluklu bir turizm geleceği inşa etme çabasıdır. Bu anlayış, artık yalnızca turizm sektörünün değil, tüm gezegenin iyiliği için bir zorunluluk hâline geliyor.
Kaynak: Bellato, L., & Pollock, A. (2025). Regenerative tourism: A state-of-the-art review. Tourism Geographies, 27(3-4), 558-567.

