TTYD’nin TIF 2026 kapsamında düzenlediği “Marinaların Sosyal Yaşam Alanlarına Dönüşümü” panelinde, Naviga Kurucu Ortağı Tuba Noyan ve Setur Marina Genel Müdürü Emre Doruk, marinaların artık teknelerin otoparkı değil; halka açık, deneyim odaklı ve şehirle bütünleşen yeni nesil yaşam merkezleri hâline geldiğini vurguladı.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından düzenlenen Turizm Yatırım Forumu – TIF 2026 kapsamında gerçekleştirilen “Marinaların Sosyal Yaşam Alanlarına Dönüşümü” panelinde, marina kültürünün geçirdiği dönüşüm ve bunun sosyal–ekonomik etkileri masaya yatırıldı. Konuşmacılar, marinaların artık yalnızca teknelerin bağlandığı alanlar değil; şehirlerle bütünleşen, halka açık ve deneyim odaklı yaşam merkezleri hâline geldiğini vurguladı.
Küçük Bir Kasabayı Dönüştüren Güç
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Naviga Publishing and Communications Corp. Kurucu Ortağı Tuba Noyan, marinaların bulundukları bölgelerde yarattığı değişime dikkat çekti.
“Küçük bir sahil kasabasına marina açıldığında hayat çok hızlı değişir” diyen Noyan, denizciliğin yalnızca turistik değil, sosyal ve ekonomik bir dönüşüm yarattığını ifade etti. Marinaların artık teknik altyapılarıyla değil, sundukları deneyimle konuşulduğunu belirten Noyan, “Bugün yıldız sayısından çok deneyim önemli” değerlendirmesinde bulundu.
“Teknelerin Otoparkı Değil, Yaşam Alanı”
Setur Marina Genel Müdürü Emre Doruk ise marinacılığın geçirdiği yapısal değişimi somut örneklerle anlattı.
“Marinacılık dünyada teknelerin oteli olarak başladı. Ancak turizm ve deniz turizmi büyüdükçe marinalar da dönüşüm geçirdi” diyen Doruk, artık marinaların teknelerin park ettiği alanlar değil, teknedeki insanlara hizmet sunan yaşam merkezleri hâline geldiğini söyledi.
Pandemi sonrası dönemde teknelerin birer “kaçış ve özgürlük alanı”na dönüştüğünü belirten Doruk, artan hizmet çeşitliliğiyle birlikte marinalarda geçirilen sürenin de uzadığını ifade etti. “Misafirlerimiz bir marinanın ön bürosundan helikopter kiralamadan otel rezervasyonuna kadar tüm turizm hizmetlerine erişebiliyor” dedi.
Avrupa’nın Önünde Bir Dönüşüm
Türkiye’nin marina yatırımları açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Doruk, Akdeniz çanağındaki birçok ülkeye kıyasla Türkiye’deki yeni nesil marina konseptlerinin daha ileri bir noktada olduğunu vurguladı.
Marinaların halka kapalı alanlar olduğu yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını belirten Doruk, “Bugün Türkiye’deki marinaların büyük bölümü halka açık. Sadece iskeleler güvenlik nedeniyle kapalı. Onun dışında marinalar bulundukları bölgenin sosyal merkezleri hâline gelmiş durumda” dedi.
Finike, Ayvalık ve Kaş örneklerini paylaşan Doruk, marinaların festivaller, spor organizasyonları ve kültürel etkinliklerle bölgesel kalkınmaya katkı sağladığını ifade etti.
Kalamış’ta Yeni Vizyon
Panelde İstanbul için kritik öneme sahip Kalamış projesine de değinildi. Doruk, 40 yıllığına gerçekleştirilen özelleştirme kapsamında önemli bir yatırım planlandığını belirterek, “İstanbul’a bir pırlanta kazandıracağız. Kadıköy’ün ruhuna aykırı hiçbir unsur olmayacak. Mendirekleri dahi halka açıyoruz” dedi.
Arz–Talep Dengesi ve Gelecek Perspektifi
Türkiye’nin yaklaşık 8 bin kilometrelik kıyı şeridine sahip olduğunu hatırlatan Doruk, marina yatırımlarının bürokratik süreçler nedeniyle uzun zaman aldığını ancak talebin hızla arttığını ifade etti.
“Büyüyen bir Türkiye’yiz. Turizmde olduğu gibi deniz turizminde de gidecek çok yolumuz var” diyen Doruk, kontrollü ve sürdürülebilir büyümenin önemine dikkat çekti.
TIF 2026’daki panel, marinaların artık yalnızca denizciler için değil, şehirler için de birer cazibe merkezi hâline geldiğini ortaya koydu. Yeni dönemde marina yatırımları; deneyim, kamusal erişim ve sosyal yaşam entegrasyonu ekseninde şekillenmeye devam edecek.

