Ayvalık GastroFest kapsamında düzenlenen “Ayvalık’tan Anadolu’ya Meze Kültürünün Akademik Perspektifi” panelinde akademisyenler ve gastronomi uzmanları, mezenin yalnızca bir yemek değil; kültürel hafıza, paylaşım ve kimlik taşıyan güçlü bir miras olduğuna dikkat çekti. Panelde, Ayvalık’ın zeytinyağı, ot kültürü ve çok katmanlı gastronomi geçmişinin Anadolu’daki meze kültürünün en önemli merkezlerinden biri olduğu vurgulandı.
Ayvalık GastroFest’in dikkat çeken etkinliklerinden biri olan “Ayvalık’tan Anadolu’ya Meze Kültürünün Akademik Perspektifi” başlıklı panel, gastronomi dünyasının akademik isimlerini bir araya getirdi. Moderatörlüğünü Kahve Danışmanı ve Gastronomi Yazarı Cenk Girginol’un üstlendiği panelde; Nişantaşı Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dilistan Shipman, Özyeğin Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Samancı, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban ve Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ile Uluslararası Zeytinyağı Tadım Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Suzan Kantarcı konuşmacı olarak yer aldı.
“Meze Bir Kültürel Hafızadır”
Panelde ilk söz alan Doç. Dr. Dilistan Shipman, mezenin yalnızca yemek öncesi tüketilen küçük tabaklar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Meze; tarihsel hafıza, kültürel çeşitlilik ve paylaşım pratiğinin birleştiği bir yemek sistemidir” dedi.
Ayvalık’ın Rum Ortodokslar, Giritli mübadiller ve Midilli kültürüyle şekillenen çok katmanlı gastronomi geçmişine dikkat çeken Shipman, mezenin göçler ve kültürel etkileşimlerle gelişen önemli bir miras olduğunu ifade etti.
“Meze Osmanlı’dan Akdeniz’e Uzanan Ortak Bir Kültür”
Doç. Dr. Özge Samancı ise meze kültürünün tarihsel kökenlerine değinerek, “Meze kelimesi Farsçadan gelir ve Osmanlı coğrafyasında Balkanlardan Mezopotamya’ya kadar geniş bir kültürel alanın ortak mirasıdır” ifadelerini kullandı.
Samancı, mezenin İstanbul, Ayvalık, Midilli ve Selanik gibi liman kentlerinde geliştiğini belirterek, Akdeniz’deki tapas ve aperatif kültürleriyle benzerlik taşıdığına dikkat çekti. “Mezenin en önemli özelliği paylaşım ve sohbet kültürünü yaşatmasıdır” dedi.
“Ayvalık’ın Meze Kültürü Tescillenmeli”
Doç. Dr. Turgay Bucak ise meze kültürünün coğrafi işaret ve sürdürülebilir gastronomi açısından önemine dikkat çekti. Bucak, “Ayvalık’ın sahip olduğu zeytinyağı, otlar ve deniz ürünleriyle oluşan gastronomik zenginlik mutlaka korunmalı ve gelecek nesillere aktarılmalı” diye konuştu.
Bucak ayrıca yapılan akademik çalışmalarda “rakı-balık” algısının ötesinde artık “rakı-meze-Ayvalık” birlikteliğinin öne çıktığını belirterek, mezenin birçok sofrada ana yemek rolü üstlenmeye başladığını ifade etti.
“Ayvalık’ta Mezenin Kalbinde Zeytinyağı Var”
Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban da mezenin Anadolu’daki paylaşım kültürünün gastronomik yansıması olduğunu söyledi.
İlban, her bölgenin kendi ürünlerine göre şekillenen bir meze kültürü bulunduğunu belirterek, Ayvalık’ın zeytinyağı, balık ve otlarıyla bu kültürün en güçlü merkezlerinden biri olduğunu ifade etti.
Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası Zeytinyağı Tadım Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Suzan Kantarcı ise Ayvalık mutfağında zeytinyağının yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda lezzeti ve kaliteyi belirleyen temel unsur olduğunu söyledi.
Kantarcı, “İyi bir meze, iyi bir zeytinyağıyla olur” diyerek Ayvalık’ın coğrafi işaretli zeytinyağının bölge mutfağına önemli değer kattığını vurguladı.
“Meze Paylaşmanın ve Sohbetin Simgesi”
Panel boyunca konuşmacılar, mezenin yalnızca gastronomik bir ürün değil; sosyal yaşamı, kültürel aktarımı ve birlikte vakit geçirme geleneğini temsil ettiğini vurguladı.
Katılımcılar, Ayvalık’ın gastronomi mirasının korunması, akademik çalışmalarla kayıt altına alınması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.

