Uluslararası Gastronomi Film Festivali kapsamında düzenlenen “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” panelinde Erkan Can ve Güven Kıraç, sinemanın unutulmaz yemek sahnelerini, Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü ve sofraların insan hikâyelerindeki yerini samimi anılarla anlattı.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) kapsamında gerçekleştirilen “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” söyleşisi, sinema ile gastronominin ortak hafızasına ışık tuttu. Ebru Köktürk Koralı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, yemekle kurdukları kişisel bağlardan sinemadaki yemek sahnelerine, Anadolu’nun lezzet duraklarından toplumsal hafızaya uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.
“Yemek İçin Yolumuzu Değiştiriyoruz”
Anadolu’nun farklı şehirlerinde tattıkları lezzetlerden söz eden Güven Kıraç, gastronomi söz konusu olduğunda rotalarını değiştirmekten çekinmediklerini anlattı. Özellikle Adana ve Hatay’ın kendileri için ayrı bir yere sahip olduğunu belirten Kıraç, bazen sadece belirli bir mekanı ziyaret etmek için planlarını değiştirdiklerini söyledi.
Adana’da meşhur bir börekçinin hikâyesini paylaşan Kıraç, gece yarısı açılan ve sabah namazına kadar satış yapan bu küçük işletmenin yıllardır aynı lezzeti koruduğunu anlatarak, “Adana bizi zorluyor açıkçası” sözleriyle salonu güldürdü.
İzmir’den Osmanlı Sarayına Uzanan Sofra Hikâyeleri
Panelde İzmir’in söğüş kültürü ve kokoreç geleneği de gündeme geldi. İzmir’in sokak lezzetlerinin kent hafızasının önemli parçaları olduğunu vurgulayan konuşmacılar, gastronominin yalnızca damak tadı değil aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti.
Sohbet sırasında Osmanlı saray mutfağının yaratıcılığına da dikkat çekildi. Meyveli yemeklerden elma dolmasına kadar uzanan örnekler üzerinden, yüzyıllar önce gerçekleştirilen mutfak denemelerinin bugün “yenilikçi mutfak” olarak tanımlanan anlayışın erken örnekleri olduğu dile getirildi.
“En Lezzetli Yemekler Yokluktan Doğdu”
Panelin dikkat çeken başlıklarından biri de Anadolu mutfağındaki üretkenlik oldu. Erkan Can, geçmişte evlerde bulunan sınırlı malzemelerle kadınların büyük bir yaratıcılık ortaya koyduğunu belirterek, bugün klasikleşmiş birçok yemeğin aslında yokluk dönemlerinde ortaya çıktığını söyledi.
Konuşmacılar, paella benzeri örneklerden Anadolu’nun bulgurlu ve yoğurtlu yemeklerine kadar pek çok tarifin “elde ne varsa onunla en iyisini yapma” anlayışının ürünü olduğunu vurguladı. Yemek kültürünün temelinde iyi malzeme kadar emek, deneyim ve yaratıcılığın bulunduğuna dikkat çekildi.
Sinemanın En Güçlü Sahneleri Sofrada Kuruluyor
Güven Kıraç yemeğin sinemadaki işlevine değinerek, sofraların yalnızca yemek yenilen mekânlar olmadığını, karakterlerin ilişkilerini kurduğu, çatışmaların çözüldüğü ve hikâyelerin yön değiştirdiği alanlar olduğunu ifade etti.
Sinema ile gastronominin ortak noktasının insan hikâyeleri olduğunu belirten Kıraç, yemek sahnelerinin izleyicinin hafızasında kalıcı izler bıraktığını söyledi.
UGFF kapsamında gerçekleşen “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” paneli, katılımcılara hem Anadolu’nun lezzet hafızasında keyifli bir yolculuk yaptırdı hem de sinemanın en unutulmaz anlarının çoğu zaman bir sofranın etrafında şekillendiğini bir kez daha hatırlattı.

