“Sağlık” temasıyla Swissotel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilen GastroShow 2025, gastronomi ve turizm dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Etkinliğe ev sahipliği yapan Swissotel The Bosphorus’un Genel Müdürü Utkan Gülaçtı, panelde yaptığı konuşmada lüks otelciliğin Türkiye’nin kültürel tanıtımındaki rolüne ve sürdürülebilir lüks anlayışına dikkat çekti. Gülaçtı, “Bir turistin ülkemizle ilk teması otelde başlar; biz, Türkiye’nin misafirperverliğini dünyaya anlatan elçileriz” ifadeleriyle büyük beğeni topladı.
Türkiye’nin en prestijli gastronomi buluşmalarından biri olan GastroShow 2025, bu yıl “Sağlık” temasıyla Swissotel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleşti. Etkinliğin mekan sponsoru olarak ev sahipliği yapan Swissotel’in Genel Müdürü Utkan Gülaçtı, panelde yaptığı konuşmada lüks otelciliğin yalnızca bir hizmet biçimi değil, Türkiye’nin kültürel tanıtımında stratejik bir unsur olduğunu vurguladı.
“Bir turistin ülkemizle ilk teması otelde başlar. Biz, Türkiye’nin kültürünü, misafirperverliğini ve zarafetini ilk andan itibaren hissettirmekle sorumluyuz,” diyen Gülaçtı, bu yaklaşımı Swissotel markasının temel felsefesiyle ilişkilendirdi.
“Lüks, Misafiri Rahat Ettirme Bilincidir”
Konuşmasında lüksün estetikten önce duygusal bir konfor alanı olduğunu vurgulayan Gülaçtı, “Swissotel’in başarısı, misafirlerin kendini şımartılmış ama evinde hissedebildiği o dengeyi kurabilmesidir,” dedi.
“Lüks her zaman bir rahatlık arayışıdır. Bizim görevimiz, misafirlerimizin ev konforunda, huzurlu ama özel hissetmelerini sağlamaktır. Çünkü gerçek lüks, rahat ettirme sanatıdır.”
Gülaçtı, bu anlayışın yalnızca Swissotel’in tasarımında değil, servis kültüründe de hayat bulduğunu belirtti. “Lobby’de içilen kahveden pastanelerdeki el yapımı tatlılara kadar her detay, samimiyetle hazırlanmış bir ev dokusu taşır,” ifadelerini kullandı.
“Swissotel, İstanbul’un Kültür ve Yaşam Noktası”
Swissotel The Bosphorus’un konaklamanın ötesinde bir yaşam alanı haline geldiğini belirten Gülaçtı, “Bu yıl altı açık hava konseri, dokuz caz gecesi, ondan fazla açık hava sineması ve altı festival düzenledik. Yalnızca konuklarımızı değil, şehrin kültürel nabzını da ağırlıyoruz,” dedi.
Gülaçtı ayrıca, Swissotel’in 16. kattaki panoramik manzaralı 16 Roof restoranı ve orman içindeki İsviçre temalı Chalet Restaurant ile İstanbul’un gastronomi haritasında özel bir yer edindiğini hatırlattı.
“Şehrin içinde ama şehirden uzak, nefes alınan bir alan yaratmak istedik. Burası sadece bir otel değil, bir yaşam tecrübesi,” dedi.
“Sürdürülebilir Lüks, Bizim İçin Bir Sorumluluk”
Gülaçtı, konuşmasının sonunda sürdürülebilirlik ve yerel üretim konularına değinerek, Swissotel mutfağının kendi ürettiği malzemelerle çalıştığını aktardı:
“Chef Garden bahçemizde 25 farklı ürün yetiştiriyoruz. Kendi enginar tarlamızı kurduk. Bu sadece çevresel bir çaba değil; etik ve kültürel bir sorumluluk.”
Fabrikasyon üretimden kaçındıklarını vurgulayan Gülaçtı, “Her misafirimize ayrı dokunmak, onların zevkine uygun servis sunmak için çalışıyoruz. Lüks otelcilikte sürdürülebilirliği sadece enerjiyle değil, insanla ve duyarlılıkla ölçüyoruz,” ifadelerini kullandı.
“Türk Misafirperverliğini Dünyaya Anlatmak Bizim Görevimiz”
Gülaçtı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Lüks, yalnızca ihtişam değildir; samimiyetle birleştiğinde anlam kazanır. Bizim görevimiz sadece konfor sunmak değil; Türkiye’nin misafirperverliğini, kültürünü ve zarafetini dünyaya anlatmaktır. Swissotel, bu hikâyeyi anlatan en özel platformlardan biridir.”
Swissotel The Bosphorus, “ev konforunda lüks” felsefesini GastroShow 2025’de katılımcılarla paylaştı.
Utkan Gülaçtı’nın sözleri, Türk otelciliğinin geleceğinde samimiyet, sürdürülebilirlik ve kültürel zarafet kavramlarının artık yeni lüksün tanımı haline geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

