Antalya Turizm Fuarı (ATF25) kapsamında, turizm medyasının sektör üzerindeki rolünün ele alındığı “Turizm Basını Gözünden Turizm” başlıklı panel gerçekleştirildi. Hürriyet Gazetesi Akdeniz Bölge Temsilcisi Salim Uzun’un moderatörlüğünü üstlendiği panele; Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) Genel Sekreteri ve Turizm Dosyası Genel Yayın Yönetmeni Halil Öncü, TUYED Yönetim Kurulu Üyesi ve Tourism Today Haber Müdürü Tuncay Sevin ile TUYED Üyesi ve Turizm Ekonomi Genel Yayın Yönetmeni Savaş Daş katıldı.
“Turizm, Turizmcilerle Değil, Hikâyelerle Anlatılmalı”
Halil Öncü, turizm basınının yalnızca sektörel gelişmeleri değil, hikâyesi olan insanları da anlatması gerektiğini vurguladı:
“Biz turizmi turizmcilerle değil, hikâyeleriyle anlatıyoruz. Hikayesi olanlar her zaman daha çok ilgi görüyor. Ancak sektörde konuşmak isteyenler kadar sessiz kalan bir kesim de var. Farklı seslere daha çok yer vermemiz gerekiyor.”
Öncü ayrıca, turizm gazeteciliğinde nitelikli içerik üreten mecraların desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi:
“Bugün herkes bir alan adı alıp ‘turizm yazarıyım’ diyebiliyor. TÜYED olarak bu ayrımı netleştirmeye çalışıyoruz. Gerçekten bu işi yapan, emek veren meslektaşlarımızın sektör tarafından daha fazla desteklenmesi gerekiyor.”
“Lobi Kültürü Eksik, Medya Desteklenmeli”
Savaş Daş, turizm sektörünün güçlü bir medya yapılanmasına ihtiyaç duyduğunu belirterek Avrupa’daki örneklerden söz etti:
“Almanya’da, İngiltere’de sektörel medya B2B düzeyde çok güçlüdür. Lobi grupları bu yayınları destekler. Bizde ise turizm örgütleri medyayı ya kendi arka bahçesi yapmak ister ya da tamamen dışında bırakır. Bu bakış açısıyla sektörü bir bütün olarak ileri taşıyamayız.”
Daş, geleceğe ilişkin değerlendirmesinde turizmde “nitelikli turist” kavramının yanlış yorumlandığını ifade etti:
“Nitelikli turist dedikleri şey, kötü bir tabir olsa da, zengin turist aslında. Buna üst gelir grubu veya zengin turist diyebilirsiniz ama niteliğin ölçüsü para değildir. Onların adlandırmasıyla ‘nitelikli turist için, nitelikli turizm’ yapmanız gerekir. Herkesin yaptığını yapıp farklı sonuç bekleyemezsiniz. Kurduğunuz tesisin yereldeki insana fayda sağlaması gerekir. Yerele fayda sağlamayan turizm, turizm değil ticarettir ve bunun teknik olarak tezgahta balık satmaktan farkı yoktur. Turizmle toplumun lafta değil, gerçek anlamda bağının kurulması lazım. Bu sayede sürdürülebilir ve gerçek turizm yapabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
“Fuarlar, Habercilik İçin Eşsiz Bir Platform”
Turizm fuarlarının medya için önemine değinen Halil Öncü, Antalya Turizm Fuarı’nın sağladığı imkanlara dikkat çekti:
“Selçuk Meral ve ekibi, turizm basınına büyük bir alan açtı. Standlarımızda misafirlerimizi ağırlıyor, birçok turizmciyle doğrudan temas kurabiliyoruz. Bu, başka fuarlarda pek görülmeyen bir uygulama.”
Öncü ayrıca, turizmin sürdürülebilirliği için çevre ve su konularına özel vurgu yaptı:
“Su olmadan ne hayat olur ne turizm. Doğaya ve çevreye sahip çıkmadıkça geleceğimiz yok.”
“Fuarlar Dönüşüyor, Network Ön Planda”
Yurt içi ve yurt dışı fuar deneyimlerini karşılaştıran Tuncay Sevin, fuarların artık satış değil, iletişim ve iş birliği alanlarına dönüştüğünü belirtti:
“Eskiden fuarlarda satış yapılırdı, şimdi iletişim kuruluyor. ATF gibi etkinlikler gazeteciler için de büyük fırsat; bir günde onlarca turizmciyle görüşüp haber yapabiliyoruz. Bu, sektör çeşitliliği açısından çok değerli.”
Sevin, turizmde kontrolsüz yatırımların çevreye verdiği zarara da dikkat çekti:
“Antalya’da ikinci, üçüncü bantlar otellerle doldu. Artık frene basmamız ve nitelikli turizme yönelmemiz gerekiyor.”
“Turizm Basını Güçlendikçe Sektör Güçlenir”
Panelin sonunda konuşan Salim Uzun, turizm medyasının geleceğine dair umutlu olduğunu belirtti:
“Turizm var olduğu sürece turizm basını da var olacak. Üstelik etkisi her geçen yıl artıyor. Yeni nesil turizmcilerin medyayı işin bir parçası olarak görmesi, sektörün sağlıklı gelişimi için çok önemli.”
Panel boyunca katılımcılar, turizm basınının sektördeki görünürlüğü, etik habercilik anlayışı, çevre bilinci ve nitelikli turizm kavramı üzerine görüşlerini paylaştı.
Tüm konuşmacıların ortak vurgusu ise aynıydı:
“Turizmin sürdürülebilir geleceği, doğayla uyumlu, yerelle bağlantılı ve güçlü bir turizm basınıyla mümkün.”

