Turizm Yatırım Forumu TIF 2026’daki “Konaklama Sektöründe İşletme ve Yatırım Finansmanı” oturumunda kamu bankalarından uluslararası finans kuruluşlarına kadar geniş bir yelpazede konuşmacılar; doğru lokasyon–doğru model, sürdürülebilir nakit akışı, yeşil CAPEX, risk paylaşım mekanizmaları ve sezonu uzatacak ürün çeşitliliğinin finansmana erişimde belirleyici olduğunu vurguladı.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından gerçekleştirilen Turizm Yatırım Forumu – TIF 2026 kapsamında düzenlenen “Konaklama Sektöründe İşletme ve Yatırım Finansmanı” oturumunda, turizm yatırımının finansal omurgası tüm yönleriyle ele alındı. TKYB Başkan Yardımcısı Seçil Yıldız’ın moderasyonundaki oturumda; ICBC, Ziraat Bankası, Dünya Bankası Grubu ve EBRD temsilcileri sektörün finansman gündemini “kredi iştahı–risk algısı” ekseninde değerlendirdi.
“Gençler biriktirmiyor, deneyime ve lükse yatırım yapıyor”
Oturumu açan TKYB Başkan Yardımcısı Seçil Yıldız, turizm sektörüne güçlü bir ilgi olduğunu vurgulayarak, dünyada tasarruf ve harcama alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çekti. Yıldız, genç kuşakların “biriktirmek yerine deneyim biriktirmeyi” tercih ettiğini; bunun da lüks konaklama ve deneyim odaklı turizm talebini büyüttüğünü söyledi. Turizmin döviz kazandıran yapısı ve cari açık üzerindeki etkisini hatırlatan Yıldız, “değişen paradigmaya finans sektörünün de adapte olması gerektiğini” ifade etti.
Ahmet Can Yakar: “Her projeye evet diyemeyiz; kalite mi hacim mi karar vermeliyiz”
ICBC Proje Finansmanı Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Can Yakar, bankanın Türkiye’de 10 yıldır faaliyet gösterdiğini belirterek, turizmcilerin her yatırımda bankaların kapısını çalabileceğini; ancak her projeye olumlu yanıt verilemeyebileceğini söyledi.
Yakar’a göre finansman kararında üç ana kriter öne çıkıyor: varlık kalitesi, disiplinli nakit akışı kurgusu ve sürdürülebilirlik/yeşil CAPEX. Proje finansmanını “teminat odaklı mortgage mantığına” indirgemek istemediklerini vurgulayan Yakar, uzun vadede sağlıklı modelin “nakit akışı ve nakit güvenliği” üzerine kurulması gerektiğini belirtti. Ayrıca Türkiye’nin turizmde büyümesinde kalite mi, hacim mi sorusunun kritik hale geldiğini; bazı destinasyonların yalnızca yerel talebe hitap ettiği için doğru ürün karması ve iş gücü planlamasıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Berrin Mahmutoğlu: “Turizmin %16’sını finanse ediyoruz; hedef 2030’da ilk üç”
Ziraat Bank Proje Finansmanı Başkanı Berrin Mahmutoğlu, bankanın turizm sektörünün %16’sını finanse ettiğini belirterek; Akdeniz’de iki otelden birinin, Marmara’da ise her üç yatırımdan birinin Ziraat imzası taşıdığını söyledi. Mahmutoğlu, finans sektörünün katkısının Türkiye’nin turizm gelir sıralamasındaki yükselişinde rol oynadığını dile getirerek, 2028–2030 hedefleri kapsamında “doğru proje, doğru yer ve doğru model” vurgusu yaptı.
Mahmutoğlu’nun mesajı netti: Sadece turist sayısını artırmak yetmez; kalış süresi ve kişi başı harcamayı büyütmek gerekir. Bu noktada paket satışların yüksek payına dikkat çeken Mahmutoğlu, her şey dahil sisteminde otel dışı harcamanın sınırlı kaldığını, bu nedenle kültür–gastronomi–spor gibi “diğer gelir” kalemlerinin sezon dışı dönemde nakit akışı için kritik olduğunu vurguladı. Otelin kapanıp açılmasının maliyetine işaret eden Mahmutoğlu, 12 aya yayılmış operasyonun personeli elde tutma açısından da finansman riskini azalttığını söyledi.
Sağlık turizmini öne çıkaran Mahmutoğlu, bu alanda kişi başı harcamanın çok daha yüksek olduğuna dikkat çekerek; sürdürülebilirlik, yenilenebilir enerji, su verimliliği, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi prensipleriyle kurgulanan projelerin “daha düşük riskli” görüldüğünü ve finansmana erişimin kolaylaştığını ifade etti.
Etkin Özen: “Türkiye’de turizm projemiz yok; bölgesel kalkınma odaklı modele açığız”
World Bank Group Finans Sektörü Görev Ekibi Lideri Etkin Özen, Dünya Bankası’nın bir “proje finansman kuruluşu” olduğunu; projeleri ya geliştirdiğini ya da kamu ile yürütülen projelere destek verdiğini anlattı. Turizmin Dünya Bankası öncelikleriyle güçlü biçimde örtüştüğünü belirten Özen; istihdam yaratma, iklime dayanıklılık ve finansal kapsayıcılık başlıklarını işaret etti.
Ancak Özen’in en çarpıcı mesajı, Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’de henüz doğrudan bir turizm projesi bulunmadığı oldu. Özen, bunun finansman isteksizliğinden değil; doğru kriterlere sahip, özellikle bölgesel kalkınmayı hedefleyen proje tasarımlarının eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Dünya Bankası’nın dünyada desteklediği turizm projelerinin “deniz–kum–güneş” odağında değil; KOBİ değer zincirlerini güçlendiren, altyapıyı iklim risklerine dayanıklı hale getiren ve kapsayıcılığı büyüten projeler olduğunu belirten Özen, Türkiye’de de benzer çerçevede proje gelmesi halinde destek vermeye açık olduklarını söyledi.
Özen ayrıca, finansal kuruluşların turizme mesafesinde risk algısı ve teminat meselesinin belirleyici olduğuna işaret ederek, Dünya Bankası’nın rolünü “riskli görülen alanlarda köprü kurmak ve risk paylaşımıyla yeni finansman modelleri geliştirmek” olarak tanımladı.
Seher Güngör: “Renovasyon, satın alma finansmanı ve yeşil enerji projeleri önceliğimiz”
EBRD Kıdemli Gayrimenkul Bankacı Yöneticisi Seher Güngör, EBRD’nin geniş bir coğrafyada gayrimenkul ve turizmi desteklediğini; yeni otel yatırımları kadar renovasyonlar, satın alma finansmanları ve özellikle iç tüketim/yeşil enerji projelerinin öncelik taşıdığını söyledi.
Güngör, proje değerlendirmelerinde finansalların yanı sıra yeşil sertifikasyon, sürdürülebilir iş gücü ve nitelikli istihdam kriterlerinin giderek daha önemli hale geldiğini belirtti. Meslek liseleriyle staj ve uzun dönem istihdam bağlantılarının da değerlendirme kriterleri arasında yer aldığını ifade eden Güngör, ayrıca deniz kirliliğini ve doğal kaynak tüketimini azaltmaya yönelik projelere donör desteği ve teknik destek mekanizmaları üzerinde çalıştıklarını kaydetti.
“Finansman için önce modelinizi güçlendirin”
TIF 2026’daki oturum, turizm finansmanında “kredi iştahı” kadar proje kurgusunun da belirleyici olduğunu ortaya koydu. Konuşmacılar; sezonu uzatan ürün çeşitliliği, sürdürülebilir ve ölçülebilir nakit akışı, yeşil dönüşüm yatırımları, risk paylaşım mekanizmaları ve bölgesel kalkınma odaklı projelerin finansman kapılarını daha hızlı açacağı konusunda birleşti. Turizmde büyümenin yeni anahtarının ise “hacim kadar kaliteyi artıran, 12 aya yayılan ve iklim risklerini yöneten” yatırım modelleri olduğu vurgulandı.

