TIF 2026’daki “Lüksten Yaşam Tarzına: Yeni Misafir Beklentileri” panelinde konuşmacılar, lüksün artık “oda büyüklüğü ve gösteriş” değil; kişiye özel, pürüzsüz ve duygusal bağ kurduran bir yolculuk olarak yeniden tanımlandığını vurguladı. Yapay zekâ süreçleri hızlandırırken, farkı yaratanın hâlâ “kalpten gelen konukseverlik” ve misafiri hissettiren insan dokunuşu olduğu mesajı öne çıktı.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından gerçekleştirilen Turizm Yatırım Forumu – TIF 2026 kapsamında düzenlenen “Lüksten Yaşam Tarzına: Yeni Misafir Beklentileri” paneli, lüks turizmin dönüşen kodlarını mercek altına aldı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Forbes Travel Guide CEO’su ve Küresel Elçisi Filip Boyen, lüksün artık “farklı bir davranış biçimine” dönüştüğünü belirterek Türkiye’nin en güçlü özelliğine dikkat çekti: “Tarihi ve gastronomisinin yanı sıra insanlarının zihniyeti… Kalpten gelen konukseverlik, bir numaralı kalite unsuru.”
Ayla Heyfegil: “Lüks, mülkiyet değil; deneyimsel aidiyet”
Servotel Kurucu Ortağı Ayla Heyfegil, lüksün tanımının kökten değiştiğini vurgulayarak “Lüks artık bir mülkiyet değil, deneyimsel bir aidiyet hissi” dedi. Heyfegil’e göre yeni nesil misafir, fiziksel büyüklükten çok hayat tarzına uyum arıyor: “Misafirler oda büyüklüğünden ziyade; eşi film izlerken kendisinin yoga yapabileceği kişisel alanlar istiyor. İsteklerini sürekli dile getirmek zorunda kalmadan duyulmak ve hissedilmek istiyorlar.”
Heyfegil, otellerin bu bütüncül yaşam tarzına odadan restoranlara, teknelerden çalışma alanlarına kadar her noktada hizmet vermesi gerektiğini söylerken; yapay zekânın önemli bir araç olduğuna, ancak asıl farkın “göz teması kurarak misafirin gerçekten ne istediğini anlayabilmekte” olduğuna işaret etti.
Jonathan Crook: “Pürüzsüz deneyim ve kalbe dokunan hizmet”
The Peninsula İstanbul Genel Müdürü Jonathan Crook ise lüksün geçmişte fiziksel özelliklerle ölçüldüğünü, bugün ise “hissiyat” ve “sorunsuz akış” üzerinden tanımlandığını belirtti. Crook, yapay zekâyı süreçleri otomatikleştirmek için kullandıklarını ve bunun çalışanların misafire daha fazla odaklanmasını sağladığını söyledi: “Amaç, yalnızca marka bağı kurmak değil; misafirlerimizin kalbine dokunarak onları birer turizm elçisine dönüştürmek.”
Crook, lüks misafirin artık sadece “en iyi odayı” değil, destinasyonla en anlamlı bağı kuracağı deneyimi rezerve ettiğini vurgulayarak; otellerin varış öncesinden konaklama sonrasına uzanan bütün yolculuğu “endişe ve sürtünme” yaratmadan tasarlaması gerektiğini ifade etti. Peninsula İstanbul’un yerel kültürle bağ kuran içeriklerine de örnek veren Crook; Ara Güler temalı fotoğraf turları, Kapalıçarşı çatısı deneyimi ve gastronomide yerel iş birlikleri gibi uygulamalarla misafire “şehri gerçek anlamda yaşatmayı” hedeflediklerini anlattı.
Amir Golbarg: “Türkiye lükste tüm kutuları işaretliyor, büyük fırsat var”
Minor Hotels Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Amir Golbarg, Türkiye’nin lüks segmentte büyük fırsatlar barındırdığını belirterek “Tarih, gastronomi, yatçılık… Türkiye her açıdan bütün kutuları işaretleyebildiğimiz bir ülke” dedi. Golbarg’a göre pazarda olgunluk seviyesi yükselirken, kitlesel turizmin ötesine geçen “terzi işi” üst segment ürünler için doğru zaman geldi.
Yapay zekânın varış öncesi deneyimi dönüştürdüğünü vurgulayan Golbarg, misafir daha otele ulaşmadan rota, restoran ve deneyimlerin uçtan uca planlanabildiğini; böylece “deneyimsel lüks”ün başlangıç noktasının artık rezervasyondan önceye taşındığını söyledi.
Vittorio Zagaia: “Lüks, ‘benim için tasarlandı’ hissidir”
Technogym Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Vittorio Zagaia, lüksün yeni ölçütünün kişisel dokunuşlar olduğuna dikkat çekti: “Günümüzde lüks, ‘benim için tasarlanmış’ hissi veren kişisel dokunuşlarla ölçülüyor.” Bu yaklaşımın yalnızca odada değil, dış mekânlardan spa’ya, fitness alanlarından dijital hizmetlere kadar otelin her noktasına yansıması gerektiğini belirten Zagaia, misafirlerin artık bu hizmetleri rezervasyon aşamasında dijital platformlarda araştırdığını söyledi.
Zagaia, yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş programların wellness yolculuğunu güçlendirdiğini; wellbeing–fitness–healthness–longevity gibi farklı beklenti kümelerine göre tasarlanan bütüncül sistemlerin sadakati artırdığını vurguladı: “Yolculuk checkout ile bitmiyor; misafirle yaşamaya devam eden bir deneyime dönüşüyor.”
“Teknoloji hızlandırır, lüksü insan hissettirir”
Panel, lüks turizmin yeni döneminde iki ana dinamiği net biçimde ortaya koydu:
- Kişiselleştirme ve anlam: Lüks artık “daha büyük” değil, “daha bana göre” olma hali.
- Pürüzsüz yolculuk: Misafirin sürtünme yaşamadan, varış öncesinden başlayıp otelden ayrıldıktan sonra bile devam eden bir deneyim kurgusu.
Konuşmacılar, yapay zekânın otomasyon ve veriyle bu deneyimi güçlendirdiğini; ancak lüksün kalbinde hâlâ “kalpten gelen konukseverlik”, duygusal zekâ ve misafirin ihtiyacını söylemeden anlayabilen insan dokunuşunun bulunduğunu vurguladı.

