TTYD’nin TIF 2026 kapsamında Ali Güreli moderatörlüğünde düzenlediği “Yumuşak Güç: Sanat ve Kültür Yoluyla Değer Yaratmak” panelinde Ahu Büyükküşoğlu Serter, Kerem Çatay ve Koza Güreli Yazgan; sanat, diziler ve kültürel mirasın Türkiye’nin en güçlü markalama aracı olduğunu vurgulayarak, “Hikâyelerimiz petrolden daha değerli” mesajını verdi.

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından düzenlenen Turizm Yatırım Forumu – TIF 2026 kapsamında gerçekleştirilen “Yumuşak Güç: Sanat ve Kültür Yoluyla Değer Yaratmak” panelinde; sanat, dizi sektörü ve kültürel mirasın turizmde yüksek katma değer yaratan stratejik bir güç olduğu vurgulandı. Panelin moderatörlüğünü Contemporary İstanbul Vakfı Başkanı Ali Güreli üstlenirken, FarkLabs Kurucusu Ahu Büyükküşoğlu Serter, Ay Yapım CEO’su Kerem Çatay ve Zeyrek Çinili Hamam Kurucu Direktörü Koza Güreli Yazgan dikkat çekici örnekler paylaştı.

Kültür Ajandası Artık Ürünün Kendisi

Panelin açılışında konuşan Ali Güreli, kültür ve sanatın artık turizmin “yan unsuru” değil, ana getirisi olduğunu belirtti.

Önümüzdeki 20 yılda dünyada 84 trilyon dolarlık bir servetin kuşaklar arası el değiştireceğine dikkat çeken Güreli, bu devasa ekonomik dönüşümün nitelikli turizm diliyle buluşturulması gerektiğini söyledi.

“Petrolden daha değerli bir hazinemiz var: hikâyelerimiz” diyen Güreli, destinasyonların kültür ajandasının artık bir pazarlama aracı değil, ürünün ta kendisi olduğunu vurguladı.

Sanat, Turizmin Katma Değer Çarpanı

Türkiye’nin ilk sanat oteli girişimiyle bilinen Ahu Büyükküşoğlu Serter, kültür ve sanatın turizm yatırımlarının merkezine yerleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Turizm destinasyonu için yol lazım denir; hayır, önce kültür ve sanat lazım” diyen Serter, sanatın müzelerden çıkıp yaşamın içine dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin kadim kültürel birikiminin yeterince değerlendirilmediğine dikkat çeken Serter, doğru platformlarla bu gücün küresel ölçekte etki yaratabileceğini belirtti.

Diziler 1 Milyar Kişiye Ulaşıyor

Ay Yapım CEO’su Kerem Çatay ise Türk dizilerinin küresel ölçekte yarattığı etkiye dikkat çekti.

“İyi bir Türk dizisi dünyada 1 milyar insana ulaşıyor” diyen Çatay, dizilerde kullanılan gerçek mekânların turizm açısından güçlü bir çekim unsuru hâline geldiğini belirtti.

Aşk-ı Memnu’nun çekildiği yalının ya da Mardin sokaklarının birer arzu nesnesine dönüştüğünü ifade eden Çatay, kültür ve turizmin daha bilinçli entegre edilmesi hâlinde çok daha yüksek gelir grubuna hitap eden bir destinasyon algısı yaratılabileceğini söyledi.

Bir Hamamdan Küresel “Wellness” Markasına

Koza Güreli Yazgan ise Zeyrek Çinili Hamam projesinin dönüşüm hikâyesini anlattı. Başlangıçta yalnızca işlevsel bir hamam restorasyonu olarak planlanan projenin, yapılan arkeolojik keşiflerle müzesi, Bizans sarnıcı ve güncel sanat programı olan bir kültür ve wellness destinasyonuna dönüştüğünü belirtti.

New York Times ve Washington Post gibi uluslararası yayınlarda yer almalarının nedeninin lüks materyaller değil, “iyi kurgulanmış katmanlı bir deneyim” olduğunu vurgulayan Yazgan, kültürel mirasın doğru anlatıldığında küresel ölçekte güçlü bir marka değeri oluşturduğunu ifade etti.

Yeni Servet, Yeni Turizm Dili

Panelin sonunda yeniden söz alan Ali Güreli, küresel servetin büyük bölümünün yeni nesillere ve kadınlara geçtiğini hatırlatarak, nitelikli turizmin bu sosyo-ekonomik değişime uygun şekilde yeniden tasarlanması gerektiğini söyledi.

“Daha uzun konaklama, daha yüksek harcama ve daha güçlü marka algısı için yumuşak gücü stratejik bir yatırım aracı olarak görmeliyiz” diyen Güreli, Türkiye’nin sahip olduğu kültürel zenginliğin küresel rekabette en güçlü koz olduğunu belirtti.

TIF 2026’daki panel, Türkiye’nin kültür, sanat ve hikâye üretme kapasitesinin yalnızca estetik bir değer değil; ekonomik, diplomatik ve turistik anlamda stratejik bir güç olduğunu bir kez daha ortaya koydu.