İstanbul, yalnızca tarihi yapıları ve eşsiz silüetiyle değil, aynı zamanda yüzyıllar boyunca şekillenen zengin mutfak kültürüyle de dünyanın en dikkat çekici şehirlerinden biri. Bu köklü gastronomi mirasını yenilikçi bir deneyimle buluşturan İstanbul Tatları Tadım Sineması, ziyaretçilere alışılmışın dışında, çok duyulu bir keşif sunuyor.

Balat’ta hayata geçirilen bu özgün proje; izleme, tatma, koklama ve hissetme deneyimlerini bir araya getirerek İstanbul’u sadece gezilen değil, adeta “yaşanan” bir şehir haline dönüştürüyor. İlhamını ise yaklaşık 2400 yıl önce şehir şehir gezerek lezzetlerin izini süren tarihin ilk gurmesi olarak kabul edilen Archestratus’tan alıyor.

Bu dikkat çekici projenin çıkış hikâyesini, felsefesini ve geleceğini BEA Grup şirketinin CEO’su ve İstanbul Tatları’nın kurucu ortağı Görkem Özdemir ile konuştuk.

Okuyucularımız için kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Merhaba ben Görkem Özdemir, 32 yaşındayım 18 yaşından beri turizm sektörü içerisinde aktif olarak çalışıyorum turizm hayatıma lisede ve üniversitede turizm okuyarak aynı zamanda da stajlar vasıtasıyla ve sonrasında da çalışan olarak başladım ve devam ettim. Bu süre içerisinde yiyecek içecek hizmetleri aşçılık seyahat acentacılığı gibi farklı farklı turizme dair görevler gerçekleştirdim şu anda da ortaklarımızla birlikte kurduğum turizmde yeni nesil hizmet ekosistemi olarak adlandırdığımız BEA Grup şirketinin CEO’su olarak görev yapıyorum.

İstanbul Tatları Tadım Sineması fikri nasıl ortaya çıktı? Bu projenin çıkış noktasını biraz anlatır mısınız?

İstanbul tatları projesi kuzenim Erol Ağırlar’ın 2019 yılında istanbultatlari.com.tr alan adını alması ile başlıyor aslında. Erol Ağırlar İstanbul’un farklı lezzetlerini kadim dükkanlardan alarak bir arada internetten satmayı düşünmüş ama bunu hayata geçirememiş.

2025’in sonlarında başka bir iş toplantısı esnasında bu fikrinden bana bahsetti. Bu fikrin hemen turizmle nasıl bir araya gelebileceğine dair düşünmek için bir zaman istedim ve bunu hayata geçirebileceğimizi söyledim. Akabinde bu fikrin bir deneyim noktası olması gerektiğine karar verdim, bunun için ya bir müze ya bir tadım alanı oluşturulması gerekiyordu. O noktada ise tadım sineması aklıma geldi. Hem mesleğimizin getirisi hem de kişisel ilgi alakam dolayısı ile İstanbul’u çok iyi bildiğimi söyleyebilirim, üstelik sadece İstanbul’u değil İstanbul’luları da. Sonrasında İstanbul’u anlatan, İstanbulluları anlatan bir film eşliğinde bu dükkanların bu lezzetlerin taşıdığı hafızayı da anlatabileceğimizi düşündüm. Bu hafıza ile bu ürünleri tanıtırsak daha anlamlı olacağı kanaati ile senaryo yazımına başladım. Organizasyonel ve operasyonel süreçleri de hazırlayarak 2 ay gibi bir sürede deneyim merkezimizi işler hale getirebildik.

Projenin ilham kaynaklarından biri olarak gösterilen Archestratus sizin için ne ifade ediyor? Bu tarihsel figür projeye nasıl yön verdi?

Aslında fikir oluştuktan sonra Archestratus ile karşılaştık. Senaryo yazımı esnasında sağlam bir hikâye arayışındaydım. Deneyimi daha özel kılmak adına araştırmalar yaparken Dr. Eren Gönül hocamızın bir makalesinde denk geldim Archestratus’a. İlk denk geldiğimde bu ülkenin turizmcileri olarak böyle bir şeyden bir haber olmamıza biraz hayıflandım aslında. Archestratus’un 2400 yıl önce Bizantion’a ve diğer şehirlere yaptığı yolculuk onun tarihin ilk gurmesi anılmasını sağlamıştı. Günümüzde gerçekten herkes kendince gurme. Artık gastronomi sadece karın doyurmak, fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak değil. Birçok kişi artık yeme içme eylemini bir deneyim olarak, bir keşif süreci olarak görüyor. 2400 yıl önce Sicilyalı bir adamın ayak izlerini etmek bu deneyim ile başka bir bakış açısını yakalayabilme fırsatı da sunuyor aslında. Bugüne geldiğimizde Archestratus artık bizim için duygusal bağ kurduğumuz birine de dönüştü haliyle bu kadar iç içe girince.

İkonik köklü markalarla ve yerel ustalarla çalışıyorsunuz. Bu iş birliklerini nasıl gelişti ve proje açısından neden önemli?

Bu markalar arasında dünya çapında ünlü, çok kurumsal markalar olmakla birlikte hala ilk gün olduğu gibi aynı dokuyu koruyan aynı esnaflık anlayışı ile devam eden markalarda var. Haliyle her biri ile iletişimimiz markaya özel oldu. Fakat çalıştığımız bütün markalar oldukça destekleyici, öğretici ve paylaşımcı oldular. Kendilerine bu fikrimizden bahsettiğimizde, onay ve izin süreçlerinde ebetteki onların temsiliyeti gerçekleşeceği için onların fikirleri çok önemliydi. Bugün İstanbul Tatlarında yer alan bütün markalar ve bazı operasyonel sebeplerle yer alamayan markalar daha önce dediğim gibi sadece ürün satmıyorlar, hafıza taşıyorlar. Şu aşamada biz onlara bir şey katmıyoruz, onlar bize değer katıyorlar, bizim maksadımız İstanbul Tatları projesinin bu hafızaya, bu markalara değer kattığı aşamaya gelmek. Bu markaların güçlenmesi, yaşaması, taşıdığı hafızayı daha büyük kitlelere ulaştırması Gastronomi ve Kültür dünyamız için düşündüğümüzden daha değerli ve önemli.

“30 dakikada İstanbul’u izlemek ve tatmak” kulağa oldukça hoş geliyor. Tadım sineması deneyimi sırasında misafirler 9 farklı ikonik lezzet deniyor. Dilerlerse sonrasında bu ürünleri satın alabiliyor. Bu deneyim sürecinden bahsedebilir misiniz?

Ebetteki beğeniler özneldir, biz yaptığımız işi ve haliyle bu deneyimi oldukça beğeniyoruz. Biz sadece ürünleri ve dükkanları anlatmıyoruz, biz İstanbul’un ritüellerini, İstanbulluları anlatıyoruz. Sokakları, duvarların arasındaki hikayeleri. Derdimiz İstanbul’u güzellemek değil, İstanbul’un bütün kaosu ve karmaşasının arasında bile ne kadar güzel olduğunu anlatmak. Haliyle bu sadece bir tadım deneyimi değil. İşin tadım kısmına geldiğimizde ise şunu görüyoruz tadım tepsimizdeki 9 farklı ikonik lezzet sadece turistler için değil İstanbullular için dahi henüz denenmemiş oluyor sıklıkla. Bir İstanbul turu aslında çoğunlukla anlatılmayan bir yerden anlatılan. Geçmişe de yolculuk yapıyor, hissettiklerimizi hatırlıyoruz bazen kendi hissettiklerimizi bazen yaşadığımız sokaklarda bizden önce yaşayanların hissettiklerini.

İstanbul Tatları’nın özellikle turizm açısından şehrimize önemli katkılar sunacağını düşünüyorum. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Naçizane hedefimiz bu aslında bizim de. Bugün insanların turizm tercihlerine baktığımızda gastronomi belki en önemli parçası. Hepimiz turistik ziyaretlerimiz esnasında önce orada ne yeneceğini ne içileceğini araştırıyoruz. Bu sadece bir lezzet deneyimi de olmuyor aslında bu aynı zamanda ziyaret ettiğimiz bölgenin sosyolojisini de anlamanın bir parçası. Haliyle İstanbul’u ve İstanbul’un tatlarını anlatmanın, en iyi ürünleri bir arada denetebilmenin bir yolu İstanbul Tatları. Biz İstanbul Tatlarının aynı Ayasofya gibi, Galata Kulesi gibi İstanbul’a geldiğinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer gibi konumlanmasının hayalini kuruyoruz. Eğer bunu başarabilirsek, İstanbul’u ziyaret eden herkese şehrimizi de tatlarımızı da daha iyi tanıtabileceğimize inanıyoruz.

Ziyaretçilerden bugüne kadar aldığınız en dikkat çekici geri dönüşler neler oldu?

Burada kurduğumuz hayallerden birkaçının karşılığını almış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bunlardan birkaçı bu geri dönüşlerde saklı. Hep söylediğimiz bir şey var; Bu filmi izledikten sonra bir hafta sonunu çocukları ile Kanlıca ’da yoğurt yemeye ayırıyorsa bir misafir, vapura binip martıya simit atmaya karar veriyorsa, Vefa’da akşam boza içmeye gidiyorsa başarmış hissediyoruz. Filmimizi izleyen hemen hemen herkesten filmdeki dükkanlara ziyaret planlarını duyuyoruz bu bizi çok mutlu ediyor. Bununla birlikte gözleri dolan ağlayan misafirlerimiz oldu bu da açıkçası bizi şaşırttı ve mutlu etti. Burada sinematik olarak mükemmel bir iş yaptık iddiasını taşımıyoruz. Bu deneyimin destekleyici bir parçası aslında fakat yine de turistlerden bunun sanatsal bir iş olduğuna dair geri dönüşlerde aldık bu da elbette bizi gururlandırdı. Filmimiz ve deneyimimiz biraz insanlarında şehir ve tatlarla kurduğu bağ ile doğru orantılı etki ediyor herkese. Elbette herkese böyle etki etmeyebilir. Bazıları fazla romantik de bulabilir.

Siz aynı zamanda Bağdat Caddesi’nin sevilen mekânı 3/5/8’in de kurucususunuz. Okuyucularımız için bu mekanınızın konseptinden de bahseder misiniz?

3/5/8 farklı dünya mutfaklarından ilhamla Chef’imiz Eren Yücel’in hazırladığı inovatif ürünlerden oluşan bir restoran. Her 6 ayda 1 yenilenen menüsü ile dünya mutfağından sadece 8 ürün sunduğumuz bir konseptimiz var. 3’lü 5’li ve 8’li kutulardan dilediğiniz

kutuyu seçip için dilediğiniz ürünlerden dilediğiniz adette seçerek kendi kutunuzu oluşturuyorsunuz. Her bir ürünümüz mini diyemeceğimiz ve tam porsiyon diyemeceğimiz bir boyutta. Aslında açlık durumunuza göre 3’lü veya 5’li için tam bir porsiyon diyebiliriz. Ziyaretiniz esnasında siparişi beklerken İsim Şehir oynayabileceğiniz, eğlenebileceğiniz ve farklı lezzetler deneyebileceğiniz bir mekân.

Türkiye gastronomisinin bugününü ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence hak ettiği noktadan uzak ama bu hali dahi çok eşsiz. Bütün parametrelerin bir arada değerlendirilmesi gereken bir alan olduğunu düşünüyorum. Sektör paydaşlarının tamamı bu konuda kendince çalışmalar yapıyor bizler gibi, ben iyi yolda olduğumuza inanıyorum fakat bu konuda yapılacak çalışmaların daha merkezi, daha bütüncül olması gerektiğine inanıyorum. Bence potansiyelimize ihanet ediyoruz. Çok çok daha iyi olabiliriz.

İstanbul Tatları özelinde baktığımızda, önümüzdeki döneme dair hedefleriniz ve yeni projeleriniz neler?

İstanbul Tatları ve Tadım Sineması birbiri ile bağlı iki farklı markalama aslında, biz kısa orta ve uzun vadeli birçok planı yaparak yola çıktık. Kültür miraslarımızın taşıyıcı kolonlarından biri olma gayretimiz sadece İstanbul ile sınırlı değil elbette. Hedefimiz öncelikle en iyi bildiğimiz işi yaparak İstanbul Tatlarını birden fazla lokasyonla İstanbul’da en çok ziyaret edilen turistik markalardan biri yapmak. Sonrasında ise Tadım Sinemasında içerik küratörlüğü ve tanıtılması gerektiğine inandığımız bütün değerlere dair çalışmalar yapan önce ülke çapında yayılmasını istediğimiz sonra da sınırları aşmak istediğimiz projeler bütünü diyebiliriz.

BEA Grup Şirketi CEO’su ve İstanbul Tatları’nın kurucu ortağı Görkem Özdemir’e, değerli görüşlerini bizimle paylaştığı bu samimi, keyifli ve ilham verici röportaj için teşekkür ederiz.

İstanbul Tatları deneyimini yaşamak isteyen ziyaretçiler için mekânın adresi: Ayvansaray Mahallesi, Mürselpaşa Caddesi No: 189, 34087 Fatih / İstanbul.

Detaylı bilgiye ve bilet seçeneklerine Biletix, Biletinial ve Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.