Antandros 2. Antik Fest kapsamında düzenlenen “Buluşma Noktamız; Antandros” panelinde, kültürel mirasın korunması, toplumla buluşturulması ve turizme kazandırılması ele alındı. Panelde Antandros’un yalnızca bir kazı alanı değil, Kazdağları’nın mitolojik, doğal ve kültürel mirasıyla birlikte Türkiye’ye örnek olabilecek güçlü bir destinasyon modeli sunduğu vurgulandı.

Antandros 2. Antik Fest kapsamında düzenlenen “Buluşma Noktamız; Antandros” başlıklı panel, arkeoloji, kültürel miras ve turizm alanlarının önemli isimlerini Altınoluk’ta bir araya getirdi. Balıkesir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdullah Soykan moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Emeritus Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antandros Kazı Başkanı Prof. Dr. Gürcan Polat, arkeolog, araştırmacı, yazar Nezih Başgelen, profesyonel rehber Altuğ Şenel ve TÜRSAB Kültür Turizmi İhtisas Komisyonu Başkanı Hakan Çokgezen konuşmacı olarak yer aldı.
Panelin açılışında konuşan Prof. Dr. Abdullah Soykan, Antandros’un yanı sıra Kazdağları’nın doğal, kültürel ve mitolojik değerlerinin de bölge için büyük önem taşıdığını belirtti. Soykan, panelin düzenlenmesine katkı sunan kurumlara teşekkür ederken, Edremit Belediyesi tarafından yayımlanan “Kazdağları ve Edremit” kitabını da katılımcılara tanıttı.
“Türkiye’de örnek bir iş yapılıyor”
Panelin onur konuğu Emeritus Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Antandros’ta gördüğü sahiplenme ve iş birliği ortamının Türkiye için örnek niteliğinde olduğunu söyledi. Yaklaşık 64 yıldır arkeolojinin içinde olduğunu belirten Özdoğan, Antandros’ta kazı ekibinin toplumla kurduğu güçlü bağın ve festival alanındaki canlılığın kültürel mirasın toplumla buluşması açısından çok değerli olduğunu vurguladı.
Özdoğan, kültürel mirasın yalnızca geçmişten kalan bir değer olmadığını, gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bugünün insanına emanet edilen bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Bilimsel çalışmaların sessiz kalıntılara anlam kazandırdığını belirten Özdoğan, bu bilgilerin toplumla paylaşılmasının en az kazı çalışmaları kadar önemli olduğunu söyledi.
Türkiye’nin kültürel miras bakımından çok zengin olduğunu ancak bu zenginliğin korunması için daha güçlü bir envanter ve arazi teşkilatı ihtiyacı bulunduğunu da dile getiren Özdoğan, kültür varlıklarının korunmasının uzun vadeli planlama ve ortak sorumluluk gerektirdiğine dikkat çekti.
Antandros modeli Batı Anadolu’ya örnek olabilir
Arkeolog, araştırmacı ve yazar Nezih Başgelen ise Antandros’ta ortaya çıkan birlikteliğin kültürel miras alanında örnek bir model oluşturduğunu belirtti. Başgelen, Antandros Derneği’nin kazı çalışmaları, yerel toplum, mülki idare, yerel yönetimler ve bilim insanlarını aynı çatı altında buluşturmasının çok değerli olduğunu ifade etti.
Festival programının mitolojiden arkeolojiye, sanattan yerel kültüre kadar geniş bir alana dokunduğunu vurgulayan Başgelen, Antandros’un yalnızca Edremit Körfezi için değil, Batı Anadolu’daki kültürel miras çalışmaları için de öncü bir örnek olabileceğini söyledi.
Gürcan Polat: “Kazının dört ayağı var”
Antandros Kazı Başkanı Prof. Dr. Gürcan Polat, Antandros’ta yürütülen çalışmaların yalnızca bilimsel kazıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda kültürel mirasın tanıtımı ve toplumla paylaşılması için uzun soluklu bir çaba olduğunu anlattı.
Polat, arkeolojik kazıların başarısı için dört temel unsurun önemli olduğunu belirterek bunları kazı ekibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları olarak sıraladı. Antandros’un bu dört ayağı güçlü biçimde bir araya getirebilen örneklerden biri olduğunu vurgulayan Polat, bölgede yerel desteğin ve Antandros Derneği’nin katkısının kazı çalışmalarına büyük güç kattığını söyledi.
Antandros’un tanıtımı için yalnızca buluntuların değil, kentin hikâyesinin de anlatılması gerektiğini belirten Polat, Kazdağları’nın mitolojik mirasına dikkat çekti. İda Dağı’nın Anadolu’da geçen birçok mitolojik anlatıya ev sahipliği yaptığını söyleyen Polat, Antandros’un bu somut olmayan kültürel mirasla birlikte ele alınmasının bölgenin görünürlüğünü artırdığını ifade etti.
Polat ayrıca kazı çalışmalarında Roma villası, bazilikal planlı kilise ve geç antik dönem buluntularına ilişkin son gelişmeleri de paylaşarak, Antandros’un her yıl yeni verilerle bilim dünyasına katkı sunduğunu dile getirdi.
Hakan Çokgezen: “Antandros, yeni kültür rotalarının merkezinde olmalı”
TÜRSAB Kültür Turizmi İhtisas Komisyonu Başkanı Hakan Çokgezen, Türkiye’de kültür turizminin yeniden nitelikli bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. 1990’lara kadar Türkiye’de güçlü kültür turları yapıldığını, ancak zaman içinde deniz-kum-güneş ve her şey dahil sisteminin öne çıkmasıyla kültür turizminin geri planda kaldığını belirten Çokgezen, artık deneyim odaklı turizmin öne çıktığını ifade etti.
Çokgezen, Türkiye’nin kültürel varlıklarının yalnızca katalog unsuru olarak sunulmaması gerektiğini vurgulayarak, destinasyonların hikâyeleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Troya, Antandros ve Roma arasında kurulabilecek kültürel bağın güçlü bir rota oluşturabileceğini belirten Çokgezen, Antandros’un kültür turizmi açısından büyük bir potansiyel taşıdığını söyledi.
TÜRSAB olarak Antandros’ta gerçekleştirdikleri çalışmaların bir başlangıç olduğunu ifade eden Çokgezen, kazı ekibinin, yerel halkın ve Antandros Derneği’nin alana sahip çıkmasının çok kıymetli olduğunu belirtti.
Altuğ Şenel: “Bu coğrafyanın hikâyesi yürünerek anlatılmalı”
Profesyonel rehber Altuğ Şenel ise konuşmasında yürüyüş rotaları, doğa, mitoloji ve kültür turizmi ekseninde değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin deniz, tarih ve doğayı aynı coğrafyada buluşturan çok özel bir ülke olduğunu belirten Şenel, Kuzey Ege’nin bu anlamda büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Yılda binlerce kilometre yürüdüğünü ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde özel rotalar deneyimlediğini anlatan Şenel, Antandros ve Kazdağları çevresinde hikâyeleştirilecek çok güçlü unsurlar bulunduğunu ifade etti. Bir bitkinin, bir yürüyüş yolunun, bir mitolojik anlatının ya da bir antik kentin doğru hikâyeyle ziyaretçi deneyimine dönüşebileceğini belirten Şenel, Troya’dan Antandros’a, oradan da Aeneas’ın izinde Roma’ya uzanan bir kültür rotasının büyük ilgi görebileceğini dile getirdi.
Şenel, Kazdağları’nın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, mitolojik ve kültürel derinliğiyle de ele alınması gerektiğini vurgulayarak, bu mirasın genç kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti.
Kültürel miras için ortak sorumluluk vurgusu
Panelde konuşmacılar, Antandros’un yalnızca geçmişe ait bir arkeolojik alan değil, bugünün kültür turizmine yön verebilecek güçlü bir miras alanı olduğu konusunda birleşti. Kazı çalışmaları, yerel sahiplenme, sivil toplum desteği, turizm profesyonellerinin katkısı ve doğru hikâyeleştirme ile Antandros’un ulusal ve uluslararası ölçekte daha görünür hale gelebileceği vurgulandı.
“Buluşma Noktamız; Antandros” paneli, kültürel mirasın korunması kadar toplumla paylaşılmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının da önemini bir kez daha ortaya koydu.

