Antandros 2. Antik Fest kapsamında düzenlenen “Antik Yemeklerin İzinde” söyleşisi ve gastronomi gösterisi, antik çağ mutfak kültürünü günümüz sofralarıyla buluşturdu. Gastronomi ve mekân yazarı Birgül Erdoğan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen, antik yemek danışmanı Nurdan Çakır Tezgin ile TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı Tümay İmamoğlu’nun katıldığı etkinlikte, antik tariflerden gastronomi turizmine uzanan zengin miras ele alındı.

Antandros 2. Antik Fest kapsamında gerçekleştirilen “Antik Yemeklerin İzinde” söyleşisi ve gastronomi gösterisi, festivalin en yoğun ilgi gören etkinliklerinden biri oldu. Gastronomi ve mekân yazarı Birgül Erdoğan’ın moderatörlüğünde düzenlenen söyleşide, antik yemek danışmanı ve yazar Nurdan Çakır Tezgin ile TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı Tümay İmamoğlu, geçmiş uygarlıkların mutfak kültürünü, yerel ürünlerin değerini ve gastronominin turizmdeki rolünü farklı yönleriyle değerlendirdi. Söyleşinin ardından gerçekleştirilen uygulamalı gastronomi gösterisinde ise antik tariflerden ilham alan lezzetler hazırlanarak katılımcılara tanıtıldı. Görselde de belirtildiği üzere etkinlikte antik dönem mutfak kültürü, tarih boyunca kullanılan malzemeler ve günümüze ulaşan gastronomik miras üzerine kapsamlı paylaşımlar yapıldı.

Birgül Erdoğan: “Geçmişin sofraları bugüne ne anlatıyor?”

Söyleşiyi yöneten Birgül Erdoğan, antik çağlardan günümüze ulaşan yemek kültürünün yalnızca tariflerden ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumların yaşam biçimini, üretim kültürünü ve coğrafyanın kimliğini yansıttığını vurgulayan sorularıyla söyleşiye yön verdi. Erdoğan’ın yönelttiği sorular eşliğinde konuşmacılar, gastronomik mirasın kültür turizminin önemli bir parçası haline gelmesi gerektiği konusunda görüşlerini paylaştı.

“Gastronomi ve turizm artık birlikte düşünülmeli”

Konuşmasına festivale davet edildiği için teşekkür ederek başlayan TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı Tümay İmamoğlu, son dört gündür Balıkesir bölgesinde incelemelerde bulunduklarını ve bölgenin gastronomi değerlerini turizme nasıl daha güçlü kazandırabilecekleri üzerine çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 1.200 gastronomi temalı festival ve etkinlik düzenlendiğini belirten İmamoğlu, sayının fazla olmasına rağmen içerik ve nitelik açısından gelişime ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

“Festivaller çoğalıyor ama bunların niteliğini de artırmamız gerekiyor. Biz de bunun için buradayız; bölgenin değerlerini birlikte keşfedip nasıl turizme kazandırabileceğimizi konuşuyoruz.”

“Her ürünün önce hikâyesini anlatmalıyız”

Balıkesir’in sahip olduğu peynir, sirke, zeytin, zeytinyağı ve yerel üreticilerin büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen İmamoğlu, bu ürünlerin yalnızca yerelde değil uluslararası ölçekte değer kazanabilmesi için doğru hikâyelerle anlatılması gerektiğini vurguladı.

“Bir ürünü dünyaya tanıtmanın yolu sadece üretmekten değil, onun hikâyesini oluşturup ziyaretçiye yaşatmaktan geçiyor.” diyen İmamoğlu, gastronomi turizminin deneyim odaklı geliştiğini ve destinasyonların özgün kimliklerini ön plana çıkarması gerektiğini ifade etti.

“Balıkesir Türkiye’yi besleyen şehirlerden biri”

İmamoğlu, Balıkesir’in tarih boyunca İstanbul’u ve Anadolu’nun önemli merkezlerini besleyen güçlü bir tarım ve gıda üretim coğrafyası olduğuna dikkat çekerek, bu zenginliğin turizmde yeterince görünür olmadığını söyledi.

Zeytin, zeytinyağı, süt ürünleri, peynir, otlar ve bereketli tarım arazileriyle bölgenin çok güçlü bir gastronomi altyapısına sahip olduğunu belirten İmamoğlu, yerel ürünlerin mutfaklarda daha fazla kullanılması ve doğru şekilde anlatılması gerektiğini ifade etti.

“En büyük hata yerel ürünleri yeterince kullanmamak”

Söyleşide gastronomi destinasyonlarının yaptığı en büyük hatanın ne olduğu sorusunu da yanıtlayan İmamoğlu, yabancı ürünlere gereğinden fazla yönelindiğini belirterek yerel ürünlerin hak ettiği değeri görmesi gerektiğini söyledi.

Lor peyniri, yöresel peynir çeşitleri ve zeytinyağı gibi ürünlerin dünya mutfaklarında rahatlıkla karşılık bulabilecek nitelikte olduğunu ifade eden İmamoğlu, bu ürünlerle yarışmalar, tarif çalışmaları ve gastronomi etkinlikleri düzenlenmesini önerdi.

Antik tarifler uygulamalı olarak hazırlandı

Söyleşinin ardından antik yemek danışmanı Nurdan Çakır Tezgin, antik kaynaklarda yer alan tariflerden ilham alan lezzetleri katılımcılar için uygulamalı olarak hazırladı.

Gösteride Sütlü Puls Lapası tarifi, özellikle sarımsak ve peynir temelli antik meze tarifleri, ekmek üzerine sürülerek veya farklı sunum biçimleriyle kullanılan reçeteler hakkında bilgiler paylaşılırken, antik dönemde kullanılan malzemelerin günümüz mutfağında da değerlendirilebileceği anlatıldı.

Etkinlik boyunca antik çağ sofralarının yalnızca tarihsel bir merak konusu olmadığı, yerel ürünler ve doğru yorumlarla günümüz gastronomisine ilham vermeyi sürdürdüğü vurgulandı. Antandros 2. Antik Fest’in bu özel söyleşisi, kültürel miras ile gastronomiyi aynı sofrada buluşturarak katılımcılara hem bilgi hem de lezzet dolu bir deneyim sundu.