Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ile 7’ncisi düzenlenen GastroAfyon Festivali’nin kente kazandırdıklarını, UNESCO “Gastronomi Şehri” unvanını güçlendirme planlarını ve gastronomi odaklı turizm vizyonunu konuştuk.

Bu yıl 7’ncisi düzenlenen GastroAfyon’u geride bıraktık. Festival sizin açınızdan nasıl geçti, izlenimleriniz neler oldu?
Festivalimiz, Afyonkarahisar’ın gastronomik kimliğini en güçlü şekilde ortaya koydu. 175 stant, ünlü şeflerimizin gastroshowları, paneller, workshoplar ve konserlerle üç gün boyunca binlerce misafirimize unutulmaz bir deneyim yaşattık. Hem yerel halkımız hem de Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen konuklarımız, Afyon’un mutfağını yerinde tattı, coğrafi işaretli ürünlerimizi tanıdı. Bizim için en büyük mutluluk, misafirlerimizin buradan ayrılırken “Afyonkarahisar artık gastronomiyle de bir dünya şehri” demesiydi.

Bu yıl Guinness rekoru, gastroshowlar, yarışmalar ve konserlerle dopdolu bir program vardı. Sizce hangi anlar festivalin en çok öne çıkan ve akılda kalan bölümleri oldu?
Elbette Guinness Dünya Rekoru’nun kırıldığı an festivalimizin en özel anlarından biriydi. 1 ton Afyon sucuğu ve 15 bin yumurta ile dünyanın en büyük sucuklu yumurtasını pişirerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdik. Bunun yanında Mehmet Yalçınkaya, Cüneyt Asan, Hazer Amani ve daha pek çok değerli şefimizin workshopları büyük ilgi gördü. Yöresel yarışmalarda Kadınana yemeklerimizin sahneye taşınması ve Culinary Cup gibi profesyonel organizasyonlar da festivalin hafızalara kazınan bölümleri oldu.

Önümüzdeki yıl düzenlenecek GastroAfyon için şimdiden planlar yapılmaya başlandı mı? 2026’da festivalde yeni sürprizler ya da farklı konseptler görecek miyiz?
Evet, hazırlıklarımız başladı. 2026 için konseptimizi daha da genişletmeyi, gastronomiyi sanat, turizm ve inovasyonla buluşturmayı planlıyoruz. Bu yıl yakaladığımız uluslararası ilgiyi daha da artırmak için yeni sürprizlerimiz olacak. Afyonkarahisar’ın mutfağını sadece bir festival süresince değil, yıl boyunca gündemde tutacak projeler geliştiriyoruz.

Afyonkarahisar, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda “Gastronomi Şehri” unvanına sahip. Sizce bu unvanı şehir nasıl daha da güçlendirebilir?
Bu unvanı güçlendirmenin yolu, geleneksel mutfağımızı korurken aynı zamanda yenilikçi projelerle dünyaya açmaktır. Biz bu yıl festivalde 45 coğrafi işaretli ürünümüzü tanıttık. Kaymak, lokum, sucuk, keşkek, patatesli ekmek gibi ürünlerimiz hem stantlarda hem de etkinliklerde öne çıktı. Ayrıca Palize, Kaz Tridi, Bamya Yemeği gibi başvuru sürecinde olan ürünlerimizi de ziyaretçilerimize anlattık. Bu çeşitlilik, UNESCO unvanımızın en güçlü dayanağıdır.

Yerel ürünlerin ve geleneksel tariflerin markalaşması konusunda belediye olarak yürüttüğünüz ya da planladığınız çalışmalar var mı?
Evet, yerel üreticilerimizin markalaşmasını destekleyen projeler yürütüyoruz. Kadın kooperatiflerimizle işbirlikleri yapıyor, coğrafi işaret tescili süreçlerini hızlandırıyor, festival dışında da yıl boyunca tanıtım faaliyetleri düzenliyoruz. Amacımız, Afyon’un lezzetlerini yalnızca yerel bir tat olarak bırakmak değil, ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlü bir marka haline getirmektir.

Festivalin şehrin turizmine katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Festival turizm açısından ciddi bir hareketlilik yarattı. Otellerimiz doldu, esnafımız kazanç sağladı, şehrimizin ekonomisine doğrudan katkı oluştu. Ama daha önemlisi, festival vesilesiyle şehrimiz ulusal basında ve uluslararası platformlarda geniş yankı buldu. Bu da Afyonkarahisar’ın turizmdeki görünürlüğünü ve marka değerini artırdı.

Afyonkarahisar’ı gastronomi odaklı turizmde daha güçlü bir destinasyon haline getirmek için önümüzdeki dönemde hangi adımlar atılacak?
Coğrafi işaretli ürünlerimizi daha geniş kitlelere tanıtacağız. Yeni gastronomi rotaları oluşturuyor, yerli ve yabancı turistler için mutfak atölyeleri planlıyoruz. Ayrıca GastroAfyon’u yıl boyu sürdürülebilir bir marka haline getirmek için festival dışındaki etkinlikleri de çoğaltacağız. Gastronomi turizmini termal, tarih ve doğa turizmiyle birleştirerek bütüncül bir destinasyon stratejisi geliştirmekteyiz.

Hem Afyonkarahisarlılara hem de Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bizim mutfağımız sadece yemeklerden ibaret değil; dayanışmayı, birlikteliği, emeği ve sevgiyi anlatır. Bu yıl festivalimize katılan tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Afyonkarahisar mutfağını birlikte yaşadık, birlikte paylaştık. Bundan sonra da herkesi bu lezzet yolculuğuna ortak olmaya davet ediyoruz.