Çocukluk yıllarından beri mutfağa duyduğu tutkuyu profesyonel bir yolculuğa dönüştüren L’aube Patisserie’nin kurucusu ve şefi Gazel İmik, Fransız pastacılığını özgün reçeteler ve kaliteli malzemelerle buluşturarak kısa sürede sadık bir müşteri kitlesi oluşturdu. Çengelköy’de başlayan hikâyelerini EMAAR İstanbul’daki ikinci şubeyle büyüten İmik, gelecekte genç şeflerin yetişeceği bir gastronomi akademisi kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Fransızca’da “şafak vakti” anlamına gelen L’aube Patisserie, yalnızca kruvasanları ve tatlılarıyla değil, arkasındaki tutku hikâyesiyle de dikkat çekiyor. Markanın kurucusu ve şefi Gazel İmik, çocukluk yıllarından itibaren mutfağa duyduğu ilginin bugün iki şubeli bir gastronomi markasına dönüşmesinin ardında uzun yıllara yayılan eğitim, araştırma ve geliştirme süreci bulunduğunu anlattı.

Aslen Lübnanlı olduğunu belirten İmik, mutfakta hazırladığı lezzetlerin çevresinden aldığı olumlu geri dönüşlerle profesyonel bir yola dönüştüğünü ifade etti. Çocuklarının büyümesinin ardından gastronomi alanında eğitim almaya başladığını söyleyen İmik, ekmekçilikten Fransız pastacılığına kadar farklı alanlarda eğitimler aldığını ve dünyanın farklı ülkelerindeki şeflerle çalışarak kendini geliştirdiğini belirtti.

Çengelköy’de Başlayan Bir Lezzet Yolculuğu

L’aube’un ilk şubesini 2021 yılının sonunda Çengelköy’de açtıklarını anlatan Gazel İmik, işletmeyi hayata geçirmeden önce yaklaşık dört ay boyunca Ar-Ge çalışmaları yürüttüğünü söyledi.

Özellikle kruvasan üzerine yoğunlaştığını vurgulayan İmik, onlarca farklı reçete üzerinde çalıştıklarını belirterek, “Daha iyi bir kruvasan için sürekli denemeler yaptık. Daha kaliteli tereyağı, daha iyi aroma ve daha iyi bir doku elde etmek için uzun süre çalıştık. Bugün markamızın en güçlü taraflarından biri kruvasanlarımız oldu” dedi.

Reklamdan çok ürün kalitesine odaklandıklarını ifade eden İmik, L’aube’un büyümesinde kulaktan kulağa yayılan tavsiyelerin önemli rol oynadığını söyledi.

“Her Gün Sıfırdan Başlıyoruz”

L’aube’un başarısının temelinde günlük üretim anlayışının bulunduğunu belirten İmik, tüm ürünlerin her gün taze olarak hazırlandığını ifade etti.

“Sabah kruvasan kokusuyla güne başlıyoruz. Her gün yeniden üretmek, aynı kaliteyi korumak ve misafirlerimize en iyi deneyimi sunmak bizim için çok önemli” diye konuştu.

Markanın isminin Fransızca’da “şafak vakti” anlamına geldiğini belirten İmik, logoda yer alan ceylan figürünün de kendi adından ilham alınarak tasarlandığını söyledi.

Kahvaltıdan Dünya Mutfağına

İlk etapta kahvaltı konseptiyle yola çıktıklarını belirten İmik, zamanla menüyü genişlettiklerini anlattı.

Kendi ekmeklerini ürettiklerini söyleyen İmik, kruvasan bazlı kahvaltı tabaklarının gördüğü yoğun ilginin ardından dünya mutfağından seçkilere de yer verdiklerini ifade etti.

Menüde Lübnan mutfağından esinlenen özel tabakların da bulunduğunu belirten İmik, kaliteli malzeme kullanımının vazgeçilmez prensipleri olduğunu vurgulayarak, “Antep fıstığını yerinden getiriyoruz. En iyi malzemeyi kullanmaya özen gösteriyoruz. Katkı maddesiz ve doğal ürünlerle çalışıyoruz” dedi.

Hedefte Gastronomi Akademisi Var

Gelecek planlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gazel İmik, en büyük hayallerinden birinin genç şeflerin yetişeceği bir gastronomi akademisi kurmak olduğunu söyledi.

Yeni nesil şeflerin eğitimine katkı sunmak istediğini belirten İmik, “Meslek sahibi olmak isteyen gençlere doğru eğitim vermek ve onları sektöre kazandırmak istiyorum. Bu, uzun vadeli hedeflerimizin başında geliyor” ifadelerini kullandı.

“İnsanlar Burada Şehrin Koşuşturmasından Uzaklaşıyor”

L’aube’un yalnızca bir pastane ya da restoran olarak değil, misafirlerin kendilerine zaman ayırabilecekleri bir yaşam alanı olarak tasarlandığını vurgulayan İmik, özellikle Çengelköy şubesinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.

“İçeri girdiğinizde şehrin temposundan uzaklaşıyorsunuz. İnsanların kısa bir mola verip kendilerini iyi hissedebilecekleri bir atmosfer oluşturmak istedik. Bugün misafirlerimizin en çok sevdiği şeylerden biri de bu ruhu hissedebilmeleri” dedi.