Dünya Sağlık Turizmi Konseyi (GHTC) Kurucu Onursal Başkanı Emin Çakmak, Türkiye’nin sağlık turizminde artık fiyatla değil hizmet kalitesiyle öne çıktığını söyledi. Çakmak, onkoloji ve organ naklinin yükselişini, Avrupa’dan gelen emekli nüfusun oluşturduğu yeni potansiyeli ve Afrika pazarında yaşanan vize sorunlarının çözülmesi halinde 10 milyar dolarlık ek gelir elde edilebileceğini anlattı.

Dünya Sağlık Turizmi Konseyi (GHTC) ile TEMOS International arasında İstanbul’da imzalanan stratejik iş birliği anlaşmasının ardından TurizmVizyon’un sorularını yanıtlayan GHTC Kurucu Onursal Başkanı Emin Çakmak, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdi. Çakmak, sağlık turizminin geleceğinde tıp turizmi ve ileri aktif yaşam turizminin belirleyici olacağını vurgularken, uluslararası rekabette kalite standartlarının önemine dikkat çekti.

  • Türkiye sağlık turizminde son dönemde en hızlı büyüyen branşlar hangileri?

Türkiye’de sağlık turizminin lokomotifi tıp turizmi olmaya devam ediyor. Özellikle onkoloji ve organ nakli alanlarında çok önemli bir noktaya geldik. Kanser cerrahisi, karaciğer, böbrek ve kemik iliği nakillerinde hem teknolojik altyapımız hem de uzman hekimlerimiz sayesinde dünyanın tercih ettiği ülkelerden biri konumundayız.

Bunun yanında son yıllarda hızla büyüyen bir diğer alan ise ileri aktif yaşam turizmi. Özellikle Avrupalı emekli çiftler daha güvenli, daha ılıman ve sağlık hizmetlerine kolay erişebilecekleri ülkeleri tercih ediyor. Türkiye bu anlamda önemli avantajlara sahip.

Bugün Alanya’dan Kaş’a, Kuşadası’na kadar birçok bölgede uzun süreli yaşamayı tercih eden yaklaşık 1 milyon yabancı bulunuyor. Bu rakamın çok daha yukarı çıkma potansiyeli var. Türkiye rahatlıkla 5 milyonun üzerinde 55 yaş üstü yabancı misafiri ağırlayabilecek altyapıya sahip. Tıp turizmi ile birlikte ileri aktif yaşam turizmi önümüzdeki dönemin en önemli iki alanı olacak. Bunların yanı sıra termal turizm, engelsiz turizm, spor turizmi ve sağlıklı yaşam turizmi gibi alanların da geliştirilmesi gerekiyor.

  • Sağlık turizminde artık fiyat mı, hizmet kalitesi mi daha belirleyici?

Artık belirleyici unsur hizmet kalitesi. Türkiye eskiden fiyat avantajıyla da rekabet edebiliyordu. Ancak son yıllardaki ekonomik gelişmeler nedeniyle fiyat rekabetinde eski avantajımızı kaybettik.

Buna rağmen kaliteli sağlık hizmeti almak isteyen hastalar Türkiye’yi tercih etmeye devam ediyor. Çünkü kalite arayan insanlar gerektiğinde daha fazla ödeme yapmayı göze alabiliyor.

  • Türkiye’nin en güçlü rakipleri hangi ülkeler?

Tıp turizminde Hindistan, Singapur, Tayland ve Malezya önemli rakiplerimiz arasında yer alıyor. İleri aktif yaşam turizminde ise İspanya, Güney Fransa, Endonezya ve Filipinler öne çıkıyor.

Özellikle diş turizminde rekabet çok arttı. Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Moldova gibi ülkeler hem kaliteli hizmet sunuyor hem de fiyat açısından Türkiye’nin önüne geçmiş durumda.

Bu nedenle özellikle diş tedavilerinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşlarımızın fiyat politikalarını yeniden değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

  • Türkiye’yi rakiplerinden ayıran en önemli özellik nedir?

Teknoloji ve kullanılan tıbbi ekipman açısından artık dünya standartları birbirine çok yakın. Bizi farklılaştıran en önemli unsur ise misafirperverliğimiz ve insana yaklaşımımız.

Türkiye’de hangi milletten, hangi dinden ya da hangi kültürden olursa olsun tüm hastalara eşit yaklaşılır. Hastaya sıcak davranılması ve kendisini güvende hissetmesi sağlık turizminde çok önemli bir avantaj sağlıyor. Özellikle uzun süre tedavi gören hastalar açısından bu yaklaşım Türkiye’yi öne çıkarıyor.

  • Sağlık turizminde çözülmesi gereken en önemli sorun nedir?

En büyük sorunlardan biri sağlık amaçlı gelen yabancı hastaların vize süreçleri.

Özellikle Afrika, Türkiye için en önemli pazarlardan biri haline geldi. Ancak sağlık hizmeti almak isteyen hastaların vize başvurularında yaşanan uzun bekleme süreleri ciddi kayıplara neden oluyor.

Sağlık turizmi kapsamında gelen hastaların vizelerinin çok daha hızlı sonuçlandırılması gerekiyor. Bugün bu süreç nedeniyle birçok hastayı başka ülkelere kaptırıyoruz.

Bu sorunun çözülmesi halinde yalnızca Afrika pazarından Türkiye’nin yaklaşık 10 milyar dolarlık ek sağlık turizmi geliri elde etmesi mümkün.

  • 2026 sonu ve 2027 için beklentileriniz neler?

2026 sonunda sağlık turizminin tüm segmentlerinde yaklaşık 2 milyon yabancı hastaya ulaşılacağını öngörüyoruz.

Gelir tarafında ise 20 milyar dolar seviyesinin yakalanabileceğini düşünüyoruz.

  • GHTC ile TEMOS arasında imzalanan anlaşmayı sağlık turizmi açısından tarihi yapan nedir?

Bu iş birliği sayesinde Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının uluslararası TEMOS akreditasyonuna sahip olması kolaylaşacak ve yaygınlaşacak.

Uluslararası akreditasyon belgeleri, sağlık hizmetlerimizin kalitesini bağımsız bir kuruluş tarafından tescilleyecek. Bu da özellikle Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkelerden Türkiye’ye daha fazla hasta gelmesine katkı sağlayacak ve uluslararası rekabet gücümüzü artıracak.