TIF 2026’daki “Sürdürülebilir Turizm” panelinde sektör temsilcileri net konuştu: Sürdürülebilirlik artık bir iyi niyet projesi değil; veriyle yönetilen, finansal karşılığı olan ve uzun vadeli değer yaratan bir iş modeli.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından düzenlenen Turizm Yatırım Forumu – TIF 2026 kapsamında gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Turizm” panelinde, sürdürülebilirliğin sektördeki yeni konumu çok boyutlu şekilde ele alındı. Panelde regülasyon baskısından finansmana, operasyonel hafızadan yapı güvenliğine kadar geniş bir çerçeve çizildi.
Dönüşüm Baskısı Artıyor
KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Başkanı Sertuğ Özkan, turizm sektörünün artık ciddi bir dönüşüm baskısı altında olduğunu belirtti.
“Regülasyonlar, finansal sistem beklentileri ve değişen tüketici davranışları sektör üzerinde güçlü bir baskı oluşturuyor. Sürdürülebilirlik bir iyi niyet projesi değil, iş yapma biçimine dönüşmüş durumda” diyen Özkan; iklim odaklı turizm, yerel ekosistemlerle uyumlu turizm ve sosyal boyut olmak üzere üç ana trendin öne çıktığını vurguladı.
Yeni nesil turistin artık daha seçici olduğuna dikkat çeken Özkan, “İyi hizmet tek başına yeterli değil. Enerjiyi nasıl ürettiğiniz, suyu ve atığı nasıl yönettiğiniz artık seçim kriteri” ifadelerini kullandı.
Veri Olmadan Sürdürülebilirlik Olmaz
Diversey Başkan Yardımcısı Alp Aksoy ise sürdürülebilirliğin yalnızca iklim ekseninde ele alınmasının eksik bir yaklaşım olacağını söyledi.
“Sürdürülebilir olmayan bir sürdürülebilirlik projesi yapabilirsiniz. Eğer verimliliği ve finansal karşılığını ölçmüyorsanız CFO bir gün gelir ve projeyi durdurur” diyen Aksoy, sürdürülebilirliğin merkezine verinin yerleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Su, enerji ve kimyasal tüketiminin anlık izlenebildiği sistemlerin hem çevresel hem finansal fayda yarattığını ifade eden Aksoy, “Akıllı karar sürdürülebilir karar demektir” dedi.
Ayrıca sektörün COVID döneminde yaşadığı travmayı hızla unuttuğuna dikkat çekerek, operasyonel hafızanın korunmasının da sürdürülebilirliğin bir parçası olduğunu vurguladı.
Sürdürülebilirliğin İlk Maddesi: Yapı Güvenliği
Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, Türkiye gibi deprem gerçeği olan bir ülkede sürdürülebilirliğin ilk kriterinin yapı güvenliği olduğunu söyledi.
“Yıkılacak bir binanın sürdürülebilirliğini konuşamayız” diyen Şimşek, modüler ve endüstriyel üretim yöntemlerinin karbon ayak izi, lojistik ve atık yönetimi açısından önemli avantajlar sunduğunu belirtti.
Turizm sektörünün hammaddesinin doğa olduğuna dikkat çeken Şimşek, “Hammaddenizi yok ederek turizm yapamazsınız” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirlik Ölçeklenmeli ve Gelir Yaratmalı
UN Global Compact Network Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele ise sürdürülebilirliğin geçici bir sosyal sorumluluk projesi olarak ele alınamayacağını vurguladı.
“Sürdürülebilirlik üç yıl uygulanıp bir vakfa devredilecek bir proje değildir. Ölçeklenebilir, gelir yaratan ve ihraç edilebilen bir modele dönüşmelidir” diyen Çele, veri toplamanın ve taahhütlerin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının dönüşümün başlangıcı olduğunu belirtti.
Zihniyet Dönüşümü Şart
Panelde öne çıkan ortak görüş, sürdürülebilirliğin kısa vadeli maliyet kalemi değil; uzun vadeli değer yaratma stratejisi olarak ele alınması gerektiği yönündeydi.
Sektör temsilcileri; finansmana erişim, eski tesislerin dönüşümü, su stresi yüksek bölgelerde operasyonel model değişimi ve tedarik zincirinin şeffaflaşması gibi başlıkların önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğini ifade etti.
TIF 2026’nın ilk günü, “Türk Mutfağında Bir Yolculuk” temalı hoş geldin resepsiyonuyla tamamlanırken, sürdürülebilirliğin turizm yatırımlarında artık ana eksen haline geldiği mesajı güçlü biçimde verildi.

