Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde düzenlenen “Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” panelinde konuşan sektör temsilcileri, Türkiye’nin gastronomi potansiyelini dünyaya daha güçlü anlatabilmesi için ortak akıl, yaratıcı iş birlikleri ve hikâye odaklı tanıtımın önemine dikkat çekti.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) kapsamında gerçekleştirilen “Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi” panelinde; UGFF Danışmanlar Kurulu Üyesi Ebru Erke’nin moderatörlüğünde Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen ve Next Phase Consultancy Kurucusu Pınar Kartal Timer bir araya geldi. Panelde gastronomi, sanat, turizm ve kültürel markalaşma arasındaki ilişki çok yönlü biçimde ele alındı.
“Hak Ettiğimiz Yerde Değiliz”
Türkiye’nin gastronomi alanındaki konumunu değerlendiren Gökmen Sözen, önemli adımlar atılmış olsa da hâlâ gidilecek yol olduğunu söyledi.
“Bence hak ettiğimiz yerde değiliz ama çalışıyoruz” diyen Sözen, son yıllarda Türkiye gastronomisinin dünyada daha görünür hâle geldiğini belirterek, “Coğrafyamız çok zengin, ürünlerimiz çok zengin. Geleneksel mutfağımızı, geçmişimizi ve kültürümüzü daha iyi kullanarak dünyada daha fazla söz sahibi olabiliriz. Bunun için ortak akla ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Fine dining restoranların önemine de değinen Sözen, yaratıcı şeflerin uluslararası tanıtım açısından kritik rol üstlendiğini belirterek, “Tanıtım aracı olarak şef restoranlara ihtiyacımız var.” dedi.
“İnsanlar Artık Hikâyelerin Peşinde”
Pınar Kartal Timer ise gastronominin artık seyahati destekleyen bir unsur olmaktan çıktığını ve doğrudan seyahat motivasyonuna dönüştüğünü söyledi.
“Dünya gastronomi turizmine baktığımız zaman ciddi bir ivme görüyoruz. İnsanlar artık hikâyelerin peşinde koşuyor” diyen Timer, yerel üreticilerin, aile tariflerinin ve kültürel mirasın ziyaretçiler için giderek daha değerli hâle geldiğini vurguladı.
Türkiye’nin yedi bölgesinin birbirinden farklı gastronomi hikâyeleri sunduğunu belirten Timer, Karadeniz ve Kastamonu gibi potansiyeli yeterince görünür olmayan mutfaklara da dikkat çekti.
“Gastronomi Kültürün Tam Merkezinde”
Derya Bigalı ise gastronomi ile sanat arasındaki güçlü bağa dikkat çekerek, “Gastronomi kültürün tam da göbeğinde aslında. Çünkü kültürden besleniyor. Merkezinde insan var, duyulara hitap ediyor ve geleceğe bir vizyon katıyor.” dedi.
Bilbao ve Centre Pompidou örneklerini paylaşan Bigalı, sanat yatırımlarının şehirlerin marka değerini ve turizm potansiyelini dönüştürdüğünü ifade etti. Sanat harcamalarının bir gider değil, yatırım olduğuna dikkat çeken Bigalı, yaratıcı şehirlerin geleceğin kalkınma modeli olduğunu söyledi.
“Türkiye’yi Sofralarla Anlatmalıyız”
Türkiye’nin uluslararası tanıtımında en güçlü unsurlardan birinin ortak sofralar olduğunu belirten Pınar Kartal Timer, Anadolu’nun paylaşım kültürünün benzersiz bir deneyim sunduğunu ifade etti.
“Bence Türkiye için en önemlisi sofralarımızı anlatabilmek” diyen Timer, bir sofranın etrafında paylaşılan hikâyelerin ve duyguların ziyaretçilerin hafızasında kalıcı izler bıraktığını söyledi.
Eğitim ve İş Birliği Vurgusu
Panelin sonunda konuşmacılar, gastronomi ve sanat alanlarında yaratıcı düşüncenin küçük yaşlardan itibaren desteklenmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.
Gökmen Sözen, “Bize acilen eğitim ve kültür lazım” diyerek özellikle ağırlama ve gastronomi eğitimine dikkat çekerken, Derya Bigalı da çocukların sanatla erken yaşta buluşmasının yaratıcı bireylerin yetişmesinde belirleyici olduğunu vurguladı.
Sinema, gastronomi, sanat ve turizmin kesişim noktasında gerçekleşen panel, Türkiye’nin küresel algısını güçlendirecek en önemli unsurun özgün hikâyeler, ortak akıl ve disiplinler arası iş birlikleri olduğu mesajıyla sona erdi.

