Beykoz Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Serap Nazır, yemeğin yalnızca biyolojik bir ihtiyaç olmadığı, aynı zamanda kültürel ve toplumsal belleğin güçlü bir taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

Nazır, DHA’da yer alan haberde, gastronominin antropoloji, psikoloji, tarih ve coğrafya gibi pek çok disiplinle iç içe bir alan olduğuna dikkat çekerek, toplumların yaşam biçimlerinin, inançlarının ve ekonomik yapılarının yemek kültürü üzerinden okunabildiğini belirtti.

Gastronomide tat, koku ve görsel sunumun birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu dile getiren Nazır, lezzet algısının yalnızca damakla sınırlı olmadığını, gözle başlayıp koku yoluyla derinleşen ve hafızada tamamlanan çok katmanlı bir deneyim olduğunu söyledi. Sunumun, beyinde beklenti oluşturarak yeme deneyimini doğrudan etkilediğine işaret etti.

Sofra Kültürü Sosyal Bağları Güçlendiriyor

Yeni yıl sofralarının sosyal boyutuna da değinen Nazır, birlikte yemek yemenin yemeği sıradan bir eylem olmaktan çıkararak anlamlı bir paylaşım alanına dönüştürdüğünü belirtti. Paylaşılan sofralarda zaman algısının yavaşladığını, yemeğin daha doyurucu ve keyifli hissedildiğini ifade eden Nazır, bu durumun gastronomide “sofra kültürü” kavramıyla açıklandığını aktardı.

Evde Yeni Yıl Sofrası Kuracaklara Öneriler

Evde yeni yıl sofrası hazırlayanlara yönelik değerlendirmelerde bulunan Nazır, mükemmeliyetçi yaklaşımlar yerine dengeli, samimi ve paylaşımı önceleyen menülerin önemine dikkat çekti.

Haberin detayları için linke tıklayınız.

Kaynak: DHA