TIF 2026 kapsamında düzenlenen “Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” oturumunda, yatırım kararlarını belirleyen yeni kriterler masaya yatırıldı. McKinsey Yardımcı Ortağı Dariha Choundhry moderatörlüğündeki oturumda konuşan sektör temsilcileri; lokasyonun yanında varlığın nitelikleri, sürdürülebilirlik, deneyim tasarımı ve destinasyon yaklaşımının öne çıktığını vurguladı. Panelde wellness ve uzun yaşam yatırımlarının kalıcı bir segment haline geldiği, hibrit modellerin ise Türkiye için yeni fırsatlar yaratabileceği ifade edildi.

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından düzenlenen Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026 kapsamında gerçekleştirilen “Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” oturumunda, konaklama yatırımlarında değişen beklentiler ve yeni dönem dinamikleri ele alındı. McKinsey Yardımcı Ortağı Dariha Choundhry’ın moderatörlüğündeki oturumda; Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe, BLG Capital CFO’su Murat Erdoğan, Neo Asset Management Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Bekir Yener Yıldırım, Doğuş Holding COO’su Akın Tavuz ve CERTARES Genel Müdürü Amin İsmail değerlendirmelerini paylaştı.
“Kısa vadeli talepten sürdürülebilir gelire”
Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe, Türkiye’nin iklimi, güçlü hava yolu bağlantıları, sağlık altyapısı ve sağlık-spor turizmi olanaklarıyla 12 ay turizme uygun bir ülke olduğunu vurgulayarak, turizmde kısa vadeli ve mevsimsel talepler yerine uzun vadeli, sürdürülebilir gelir odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi. Demirpençe ayrıca nakit akışının öngörülebilirliğinin yatırım iştahı açısından kritik olduğuna dikkat çekti.
Lokasyon hâlâ temel kriter, ama tek başına yeterli değil
BLG Capital CFO’su Murat Erdoğan, gayrimenkul yatırım fonu perspektifinden en önemli kriterin lokasyon olduğunu belirterek, renovasyonla dönüştürülebilecek veya enflasyona karşı değerini koruyacak varlıkların öncelik taşıdığını ifade etti. Ancak yatırım kararlarında konsept ve operatör kabiliyeti gibi unsurların da belirleyici hale geldiğini vurguladı.
Neo Asset Management CEO’su Bekir Yener Yıldırım ise yatırım dünyasında sürdürülebilirlik, teknoloji ve esnekliğin artık “olmazsa olmaz” başlıklar haline geldiğini belirterek, otelin yalnızca gayrimenkul olarak değil; işletme, teknoloji ve esneklik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Yatırımcı tek varlığa değil, destinasyona bakıyor”
Doğuş Holding COO’su Akın Tavuz, getiri kadar sürdürülebilirliğin de belirleyici olduğuna işaret ederek, yatırımcının artık yalnızca tek bir varlığa değil destinasyona baktığını vurguladı. Tavuz; çıkış stratejisi, finansmana erişim, pazarın bütünsel yapısı, insan sermayesi ve misafir deneyiminin yatırım kararlarını doğrudan etkilediğini dile getirdi. Tavuz ayrıca, konaklamanın “uçtan uca bir yolculuk” olduğunu; havalimanından ulaşım deneyimine kadar her temas noktasının yatırım değerini etkilediğini söyledi.
Deneyim ve tamamlayıcı hizmetler ön planda
CERTARES Genel Müdürü Amin İsmail, otel yatırımlarında yalnızca binaya değil, destinasyonu canlandırma potansiyeline ve tamamlayıcı hizmetlere baktıklarını ifade etti. Türkiye’de yerel ve uluslararası turizmin güçlü bir dengede buluştuğunu belirten İsmail, kurulan iş birlikleri sayesinde Türkiye’deki varlıkların Avrupa’daki muadillerine kıyasla başarılı performans sergilediğini söyledi. Oturumda, doğru ortaklık ve güçlü yönetim ekibinin yatırımın sürdürülebilirliği açısından kritik olduğu da öne çıktı.
Wellness kalıcı bir yatırım segmentine dönüşüyor
Oturumda öne çıkan başlıklardan biri de wellness ve uzun yaşam yatırımları oldu. Moderatör Dariha Choundhry, wellness’ın otelcilik sektöründe dinamikleri dönüştüren bir süreç olduğunu vurgulayarak, “Wellness artık geçici bir trend değil, kalıcı bir yatırım segmenti” değerlendirmesinde bulundu. Panelde, yatırım kararlarında lokasyon kadar varlığın sunduğu nitelikler ve deneyimlerin de belirleyici hale geldiği mesajı öne çıktı.
Yeni dönemin ortak paydası: Esneklik, benzersizlik ve doğru ortaklık
Oturumun sonunda yapılan değerlendirmelerde; yatırım kararlarını etkileyen caydırıcı unsurların başında öngörülemez nakit akışı, esnek olmayan sözleşmeler ve doğru ortaklık kurulamaması geldiği vurgulandı. Panelde ayrıca, hibrit modellerin (otel-konaklama-konut karması) ve yaşlanan nüfusun beklentilerine yanıt verebilecek hizmet odaklı yaşam alanlarının Türkiye için yeni bir yatırım kulvarı oluşturabileceği belirtildi.
TIF 2026 kapsamında gerçekleştirilen oturum, konaklama yatırımlarında “değer, sürdürülebilirlik ve deneyim” ekseninde yeni bir döneme girildiğini; sermayenin ise artık daha bütüncül, ölçülebilir ve uzun vadeli perspektifle hareket ettiğini ortaya koydu.

