Küba’da yıllardır turistlerin gözdesi olan klasik otomobillerle şehir turu dönemi hızla sönümleniyor. Bir zamanlar adeta “yürüyen döviz kaynağı” sayılan bu araçlar, turist taşımacılığı sayesinde sürücülerine kısa sürede yüksek gelir sağlayabiliyordu. Ancak son haftalarda hem turist akışındaki belirgin düşüş hem de derinleşen yakıt kıtlığı nedeniyle birçok sürücü gibi Mandy Pruna da direksiyonu bırakmak zorunda kaldı.

Yakıt krizinin başkent Havana’da günlük yaşamı gözle görülür biçimde değiştirdiği belirtiliyor. Daha önce akaryakıt istasyonlarında uzun kuyruklar oluşurken, bugün şehir içinde araç yoğunluğu ciddi şekilde azalmış durumda. Ulaşımın yavaşlamasıyla birlikte bisiklet kullanımının yeniden arttığı, bazı ana arterlerde otomobillerin yerini iki tekerlekli araçların aldığı aktarılıyor.

Kriz yalnızca ulaşımı değil, gıda tedarik zincirini de doğrudan etkiliyor. Taşıma maliyetleri ve lojistik aksamalar nedeniyle temel gıda ürünlerinin fiyatlarının iki-üç katına kadar çıktığı ifade ediliyor. Yetkililer, hane halkının mümkün olduğunca kendi gıdasını üretmeye yönelmesi gerektiğini vurgularken, sahadaki gözlemler bu çağrıların giderek daha sık dile getirildiğine işaret ediyor.

Öte yandan Washington’dan gelen açıklamalar da krizin uluslararası boyutunu gündemde tutuyor. ABD Başkanı Donald Trump, Küba’daki durumun ağırlaştığını ve özellikle jet yakıtındaki yetersizliğin hava ulaşımını da zorladığını savundu. Trump ayrıca ABD’nin Küba ile temas halinde olduğunu, Kübalı Amerikalıların aile ziyaretlerinin sürdürülebilmesi için seçeneklerin değerlendirildiğini belirtti. Küba’da ise ABD’nin petrol sevkiyatlarını engellemeye dönük yaklaşımının, ülkenin enerji ve ulaşım kapasitesini daha da sıkıştırdığı görüşü öne çıkıyor.