Turizm Yatırım Forumu TIF 2026’da düzenlenen “Otel Yatırımları: Trendler, Markalar ve Stratejik Büyüme” panelinde küresel zincirler Türkiye pazarını “tahmin edilemez ama fırsatı yüksek” olarak tanımladı. IHG ve Accor “çeviklik–yerelleşme” ikilisini öne çıkarırken; dönüşüm projeleri, lifestyle büyüme, sadakat programlarının ADR etkisi, her şey dahil konseptinde güçlü dağıtım ihtiyacı ve üçüncü taraf işletmecilerin artan rolü panelin ana başlıkları oldu.

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından gerçekleştirilen Turizm Yatırım Forumu – TIF 2026’da, küresel otelcilik markalarının Türkiye stratejileri masaya yatırıldı. AZ Consultancy Kurucusu Armin Zerunyan moderatörlüğünde düzenlenen “Otel Yatırımları: Trendler, Markalar ve Stratejik Büyüme” panelinde; IHG, Accor, Hyatt ve Hilton yöneticileri ile Petra Hospitality’den Tasos Kotzanastassis, Türkiye’nin büyüme ivmesini sürdürmesi için gereken yeni yaklaşımı değerlendirdi.

“Uluslararası markalar çıtayı yükseltti, bazı resort bölgelerinde hâlâ büyük potansiyel var”

Panelin açılışında konuşan Armin Zerunyan, son 20 yılda uluslararası markaların Türkiye’de standartları ve rekabeti artırdığını vurgulayarak, temel şehirlerin ve kıyı destinasyonlarının daha rekabetçi hale geldiğini söyledi. Zerunyan, bazı tatil köyü bölgelerinde ise hâlâ geliştirilebilecek güçlü bir potansiyel bulunduğuna dikkat çekti.

IHG: “Türkiye’de başarı için iki kelime: çeviklik ve yerelleşme”

IHG Hotels & Resorts Geliştirme Başkanı Kristin Thorsteinsdottir, Türkiye pazarını “belirsizlik” ve “heterojen yatırımcı profili” ile tanımladı. Bu ortamda başarılı olabilmek için çeviklik ve yerelleşme yaklaşımını merkezlerine aldıklarını belirten Thorsteinsdottir, özellikle eski binaları hızla markalı otellere dönüştürmeye odaklandıklarını ifade etti.

Türkiye’de yatırımın daha az kurumsal sermaye ile, daha yüksek volatilite içinde gerçekleştiğini dile getiren Thorsteinsdottir; marka bütünlüğünü korurken, finansal ve jeopolitik gerçeklere uygun değer mühendisliği ile esneklik gösterdiklerini anlattı. Örnek olarak İstanbul Havalimanı’na yakın konumdaki bir projeyi paylaşan Thorsteinsdottir, farklı bina yapısına sahip bu yatırımın Türkiye’de “yerelleşme” sayesinde başarı yakaladığını ve açılışın ardından kısa sürede web sitesi üzerinden güçlü bir rezervasyon payına ulaştıklarını aktardı.

Accor: “6 günde niyet mektubundan imzaya geçtik”

Accor Premium Orta Ölçekli & Ekonomi MEA & Türkiye CDO’su Maya Ziadeh, Türkiye’de yatırımcıların hızının markaları daha çevik hareket etmeye zorladığını belirterek, “6 günde niyet mektubundan imzaya geçtiğimiz anlaşmalarımız oldu” dedi. Ziadeh’e göre bu hızın arkasında “güven ilişkisi” bulunuyor; bu nedenle yalnızca anlaşma imzalamak değil, ilişkiyi sürdürmek de kritik.

Ziadeh, büyüme stratejisinde dönüştürme ve yeniden kullanım projelerinin artacağını vurguladı: Ofis veya konut binalarının otele çevrilmesi, markalı hale getirilmesi ve “dönüşüm dostu” markalarla pazara hızlı giriş yapılması öne çıkan trendler arasında. Accor’un Rixos ile edindiği operasyonel tecrübeyi her şey dahil konseptine taşıdığını belirten Ziadeh, bu know-how’ı portföydeki diğer markalara yaydıklarını söyledi.

“Artık sadece oda satmıyoruz” mesajını veren Ziadeh, yatırımcıların ve misafirlerin oda dışındaki gelir alanlarına odaklandığını belirterek; F&B, eğlence, ortak kullanım alanları ve deneyim tasarımını “uçtan uca konukseverlik” yaklaşımının merkezine koyduklarını ifade etti.

Hyatt: “Her yere yayılmak değil, doğru segmentte netlik”

Hyatt Hotels Güney Avrupa Otel Geliştirme Direktörü Carlos Paredes Fernandez, Türkiye’de yatırımcıların artık “daha fazla marka” değil, daha fazla netlik aradığını söyledi. Paredes’e göre kritik konu; hangi segmentte rekabet edileceğini, nasıl bir ticari strateji kurulacağını ve performansın nasıl sürdürülebilir kılınacağını somut şekilde ortaya koymak.

Hyatt’ın Türkiye’de her yere yayılmak yerine, vaadini gerçekleştirebileceği doğru segmentlerde kalmayı tercih ettiğini vurgulayan Paredes, resort tarafında ise dağıtım gücü ve uzman ekibin belirleyici olduğunu ifade etti. Özellikle her şey dahil sisteminde tur operatörlerine bağımlılığı azaltmak için ticari ağlarını sadakat programlarıyla birleştirdiklerini, bu segmentte rekabet edebilecek özel yapı ve ekipler kurduklarını anlattı.

Hilton: “Lifestyle büyüme ve sadakat gücü”

Hilton Worldwide Türkiye Kıdemli Geliştirme Direktörü Funda Eratici, Türkiye’de iki temel trendin öne çıktığını söyledi: lifestyle markalarla büyüme ve dönüştürme projeleri. Ziyaretçilerin konakladıkları yerde yerel kültürü hissetmek istediğini vurgulayan Eratici, lifestyle markaların bu ihtiyaca güçlü yanıt verdiğini belirtti.

Hilton’un Türkiye’deki başarısında güçlü gelir yönetimi sistemleri, doğrudan rezervasyon kanalları ve uluslararası anlaşmaların yanı sıra sadakat ekosisteminin payına dikkat çeken Eratici, 235 milyon “Hilton Honors” üyesinin markaya duyduğu güvenin büyümeyi desteklediğini ifade etti. Eratici, resort ve her şey dahil segmentinde de küresel markaların değerinin zamanla daha net görüleceğini, satış ve gelir yapısına katkının artacağını söyledi.

Petra Hospitality: “Türkiye, misafirperverlik bilgisini ihraç ediyor”

Petra Hospitality Kurucu Ortak & Direktör Tasos Kotzanastassis ise panelin “ters açı” getiren mesajını paylaştı: Türkiye yalnızca marka ithal eden değil, otelcilik bilgisini ihraç eden bir ülke konumuna geldi. Dünya genelinde otellerin üst yönetimlerinde Türk profesyonellerin ağırlığının arttığını vurgulayan Kotzanastassis, bunun Türkiye’nin turizm eğitimine yaptığı yatırımla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.

Otel işletmeciliğinin karmaşık bir iş olduğuna dikkat çeken Kotzanastassis, markaların büyüme modelinde franchise ağırlığının arttığını hatırlatarak, yatırımın geri dönüşünü güvence altına almak için uzman üçüncü taraf işletmecilere duyulan ihtiyacın büyüdüğünü söyledi. Bu ihtiyacı çarpıcı bir benzetmeyle özetledi:
“Kalp ameliyatı yapmak için kardiyoloğa değil, kalp cerrahına ihtiyacınız var.”

Panelin ortak sonucu: “Hızlı dönüşüm + güçlü dağıtım + yerel kimlik”

TIF 2026’daki panel, Türkiye’nin otel yatırımlarında yeni dönemin üç ana eksenini net biçimde ortaya koydu: çeviklik ve hızlı karar alma, dönüştürme odaklı büyüme ve yerel kimliği koruyan marka stratejileri. Küresel markalar, sadakat programları ve ticari ağlarla performansı yükseltmeyi hedeflerken; her şey dahil segmentinde dağıtım gücü ve uzmanlık ihtiyacı, yatırımcı tarafında ise sürdürülebilir geri dönüş için profesyonel işletmeci rolü öne çıktı.