Makale İnceleme: Gastronominin duyular arası doğası yalnızca tat, koku ve görsellikle sınırlı değil. İnsan-besin etkileşimi (Human-Food Interaction – HFI) alanındaki son gelişmeler, yemek yeme deneyimine işitsel katmanlar ekleyerek hem şeflerin yaratıcılığına hem de yemek yiyenlerin algısal dünyasına yepyeni bir boyut kazandırıyor. Bu kapsamda Wang ve arkadaşlarının 2025 CHI Konferansı’nda sunduğu çalışması, etkileşimli seslerin gastronomide yeni bir “bileşen” olarak nasıl kullanılabileceğini sorgulayan öncü bir örnek niteliğinde.

Araştırmada, SoniCream adlı özel olarak tasarlanan bir dondurma külahı kullanılarak 6 çift şef-dinleyici ikilileri ile deneyler gerçekleştiriliyor. Bu külah, yenme esnasında ses çıkararak yeme davranışıyla senkronize şekilde dijital sesler üretiyor. Çalışmanın temel amacı, etkileşimli seslerin sadece dinleyicinin algısını değil, aynı zamanda şefin yaratıcı sürecini nasıl dönüştürebileceğini keşfetmek.

Makalede dört ana tema öne çıkıyor:

  1. Şeflerin yaratıcı sürecinde sesin malzeme olarak kullanımı,
  2. Duyular arası yemek deneyiminin zenginleşmesi,
  3. Şef ve dinleyici arasındaki iş birliğinin artması,
  4. Tasarımcılar için yeni etkileşimli sistem önerileri.

En dikkat çekici bulgulardan biri, yeme davranışı ile senkronize seslerin, hem tat alma deneyimini hem de yemeğin anlatısal yönünü güçlendirmesi. Böylece ses, yalnızca bir arka plan ögesi değil; yemeğin bütünsel bir parçası haline geliyor. Örneğin, deneyde yer alan şeflerden biri, nane aromalı bir dondurma yaratımında sesleri, yemeğin ilerleyişine göre planlayarak işitsel bir hikâye oluşturdu. Slushie adlı dondurmanın verdiği soğukluk hissinden sonra gelen ekşi tat ve ardından yoğun nane aroması; buz kırılma sesi, rüzgâr esintisi ve bir geminin yüzeyde süzülüşü gibi seslerle desteklendi. Hatta bazı yaratımlarda, peri masallarını çağrıştıran müzikler ve çocuk neşesini taklit eden ses efektleriyle duyusal bir hikâye kurgulandı. Bu durum, ses dizilerinin yalnızca eşlik eden ögeler olmadığını; tatla, dokuyla ve koku ile birlikte çok katmanlı bir gastronomik anlatının parçası haline geldiğini gösteriyor.

İşitsel Deneyimin Davranışsal Etkileri
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise işitsel uyarıların yemek yeme alışkanlıklarını doğrudan etkilemesi oldu. Katılımcıların bazıları, SoniCream aracılığıyla üretilen sesleri daha iyi duyabilmek için dondurmayı kulağına yaklaştırarak tükettiklerini, hatta bazı anlarda yeme eylemini durdurup sadece sesi dinlemeyi tercih ettiklerini ifade etti. Bu durum, yeme hızının düşmesine ve yeme davranışının bilinçli bir farkındalığa dönüşmesine neden oldu. Örneğin, yüksek sesli ve rahatsız edici seslerin bazı katılımcılarda iştahı baskıladığı, bazı seslerin ise tat algısını dönüştürdüğü gözlemlendi. Bu etkileşim, işitsel unsurların yalnızca duygusal ya da estetik değil, aynı zamanda davranışsal düzeyde de yeme deneyimini şekillendirebildiğini ortaya koyuyor.

Ayrıca, çalışma sadece şeflerin değil, dinleyicilerin de yaratıcı sürece aktif katılımını teşvik eden bir yaklaşım öneriyor. Bu da gastronomide geleneksel tek yönlü hizmet modelini dönüştürebilecek potansiyele sahip.

Bu çalışma, gıdanın dijitalleşen geleceği hakkında ufuk açıcı soruları akla getiriyor. Bu soruların peşinden gitmek ve etkileşimli gastronomiyle ilgili tasarım ilkelerini daha yakından incelemek isterseniz, ilgili çalışmaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz..

Kaynak: Wang, H., Deng, J., He, L., Overdevest, N., Wee, R., Wang, Y., … & Mueller, F. F. (2025, April). Towards Understanding Interactive Sonic Gastronomy with Chefs and Diners.